küçük beyaz bir yalanın nasıl iyi olabileceğini gördün mü? | Open Subtitles | هل ترى كيف يمكن أن تكون كذبة بيضاء صغيرة جيدة؟ |
küçük beyaz bir yalan değil, kocaman olanından! | Open Subtitles | ليس كذبة بيضاء صغيرة بل كذبة كبيرة جداً |
- Sadece küçük beyaz bir yalan. - Yalan mı söyledin? | Open Subtitles | إنها مجرد كذبة بيضاء صغيرة هل كذبت؟ |
Daha yakından bakarsanız, küçük beyaz bir balık olduğunu görecekseniz, yakınlarda takılan küçük, beyaz ve gri bir balık. | TED | إذا رأيت عن قرب سوف ترى سمكة بيضاء صغيرة، سمكة صغيرة بيضاء ورمادية تسبح بالقرب منهم. |
Buraya gelip önemsediğim, çabaladığım için eziğin teki olduğumu mu düşünüyorsun yoksa ayrıcalıklı küçük beyaz bir kız olduğumu mu düşünüyorsun? | Open Subtitles | هل تعتقد بأنني فاشلة ؟ ، لأنني أتيت هنا ، و إهتممت بالأمر و حاولت أو إنك تعتقد بأنني مجرد فتاة صغيرة بيضاء و ثرية ؟ |
Doğru mu anlıyorum? küçük beyaz bir kuşun saldırısına uğradınız. | Open Subtitles | دعني أفهم ذلك بوضوح لقد هوجمتَ بواسطة طائر أبيض صغير |
Sadece aklını bir yere verip bedenindeki her dokunun küçük beyaz bir topta olması... | Open Subtitles | هو فقط بأنّك عِنْدَكَ للتَركيز رأيك، عملياً كُلّ ليف الوجود على a كرة بيضاء صغيرة |
Ben ölüyorken küçük, beyaz bir yalanın, iş arkadaşları arasında pek de önemli olmadığını farkettin. | Open Subtitles | عندما كنتُ أموت... أدركتِ أنّ كذبة بيضاء صغيرة بين زملاء العمل لم تكن بالحدث الجلل |
Yani eğer küçük beyaz bir topu uzun bir metal sopayla metrelerce uzaklıktaki bir deliğe sokacak kadar şanslıysanız toplumumuz sizi yüzlerce milyon dolarla ödüllendirmeye hazırdır. | TED | لذا إذا كنت محظوظا بما فيه الكفاية لتكون قادر على رمي كرة بيضاء صغيرة في حفرة تبعد عدة مئات من الياردات باستخدام عصا معدنية طويلة، فسوف يكون مجتمعنا على استعداد أن يكافئك بمئات الملايين من الدولارات. |
küçük beyaz bir hap, oraya sıkışmış. | Open Subtitles | حبة بيضاء صغيرة |
küçük beyaz bir yalan. | Open Subtitles | إنها كذبة بيضاء صغيرة |
Evet Lori, yalan söyledim. küçük beyaz bir yalandı. | Open Subtitles | حسناً يا (لوري) لقد كانت كذبة، إنها كذبة بيضاء صغيرة |
Evet, küçük beyaz bir halı. | Open Subtitles | أجل، فرشة بيضاء صغيرة |
Kocaman çan kulesi olan küçük beyaz bir kilise. | Open Subtitles | كنيسة صغيرة بيضاء ذات برج كبير |
Zemin katta küçük beyaz bir oda,.. | Open Subtitles | ...غرفة صغيرة بيضاء ...في الطابق الأرضي |
küçük beyaz bir ışık vardı, ona doğru gittim, o ışığın ortasında küçük bir kız vardı. | Open Subtitles | وكان هناك ضوء أبيض صغير فاتجهت إليه، وفي وسط ذلك الضوء، |
Efsane, küçük beyaz bir attan bahseder. | Open Subtitles | الأسطورة تخبرنا عن حصان أبيض صغير |
Küçük, beyaz bir evde yaşıyoruz. | Open Subtitles | نعيش في بيت أبيض صغير |