| Ridge dediği gibi, İpten kaçmak için bir şey yapmadım. | Open Subtitles | مثلما قال ريج ليس لدي فرصه للهروب والتخلص من الحبل. |
| Siz iki salağın hapisten kaçmak için yeterli olduğunuzu sanmıyorum. | Open Subtitles | لا أعتقد أنكما كنتما غبيان بما يكفي للهروب من السجن. |
| Evet ama bu adamın olay yerinden kaçmak için acelesi yok. | Open Subtitles | نعم, ولكن هذا الرجل ليس في عجلة للهرب من مسرح الجريمة |
| Üç tane doldurmuştum. Hapisten kaçmak için araba sürmesi gibi yok. | Open Subtitles | لقد ملئة ثلاثة دوال، الآن لا شئ مثل القيادة لتجنب السجن |
| Herkes bilir ki mide hastalıkları okuldan kaçmak için en iyi yoldur. | Open Subtitles | الجميع يعلم ان .. آلام المعدة هي أفضل وسيلة للخروج من المدرسة |
| Oregon'da doğduğum yerden kaçmak için buraya kendim geldim. | Open Subtitles | أتيت الى هنا بمفردي لأهرب من موطني في اوريجون |
| Hapishanesinden kaçmak için beni kullandı ama beni benimkine hapsetti. | Open Subtitles | أستخدمني للهروب من سجنه فقط لاجل أن أحبس نفسي بذاتي |
| Buranın insanları bu mağaraları çöl sıcağından kaçmak için kazdılar. | Open Subtitles | قام الشعب هنا بحفر هذه الكهوف للهروب من حرارة الصحراء |
| Eğer bunu gerçek hislerinle başa çıkmaktan kaçmak için yapıyorsan. | Open Subtitles | إذا كنت تفعلين ذلك للهروب من التعامل مع مشاعرك الحقيقية |
| Gökyüzünü neredeyse kumsal kadar siyaha çeviren etobur kuşlardan kaçmak için. | Open Subtitles | - للهروب من الطيور المفترسة - التى أعطت السماء لوناً أسود |
| Diğer firarları engellersek... bu, gorillerin kaçmak için sadece tünel kazdığımızı düşünmesine sebep olabilir. | Open Subtitles | لو أوقفنا كل محاولتنا للهروب سيتنقع الألمان بأننا نحفر نفق |
| kaçmak için tek şansı bir an önce sınırı geçmek. | Open Subtitles | فرصته الوحيدة للهروب هي عبور الحدود بسرعة. |
| Daha çok Mars sembolü çevirdim. kaçmak için bir yol var. | Open Subtitles | ترجمت المزيد من الرموز المريخية هناك طريقة للهرب من هذا الكوكب |
| Dünyanın pek çok yerinde, yaklaşık olarak 60 milyon kişi savaş, şiddet ve zulümden kaçmak için yurtlarını terk etmek zorunda kalıyor. | TED | يوجد حول العالم ما يقارب 60 مليون شخص ممن أكرهوا على ترك منازلهم للهرب من الحرب أو العنف أو الاضطهاد. |
| Bu güzel bayanlar teleferik gezisinden kaçmak için bahane, değil mi sportmen. | Open Subtitles | هؤلاء السيدات اللطيفات عبارة عن عذر لتجنب ركوب العربات المعلقه |
| Bu hız ve rotamız ile süratle yaklaşan araca çarpmadan kaçmak için bir yol var. | Open Subtitles | و استنادا إلى سرعته ومساره لا توجد وسيلة لتجنب الإصطدام مع السيارة التى تقترب بسرعة |
| Onlara bekleyişin felç edici etkisinden kaçmak için gereken fırsatı veriyor. | TED | لقد وفّر لهم الفرصة للخروج من عجز مرحلة الانتظار. |
| Ge... gerçek şu ki... ben ben... ben bazen halktan biri gibi giyinirim, şey saray hayatının sıkıntılarından kaçmak için. | Open Subtitles | الحقيقه أنه أننى أحيانا أرتدى ملابس كعامة الشعب لأهرب من ضغوط حياة القصور |
| kaçmak için olabildiğince uzağa gittim. | Open Subtitles | للفرار إلى أبعد ما يمكنني حتى لا يحدث هذا |
| Otellerde kalabalıktan kaçmak için yandaki asansörlere biniyorsun. | Open Subtitles | في الفنادق تستقل المصعد الجانبي لتتجنب الحشود |
| Araba kaçmak için ani bir manevra yapar ve bu sayede kaza yapmaz. | TED | السيارة تنحرف لتفادي حدوث ذلك ، وبالتالي تتجنب وقوع حادث. |
| dedi. Ben de, "Demin 500 kişiye incinebilirlikten kaçmak için araştırmacı olduğumu anlattım. | TED | وقلت أنا , قد أخبرت للتو 500 شخص أنني أصبحت باحثة لأتجنب التأثر بالنقد. |
| O, alevlerden kaçmak için üçüncü kattaki pencereden atlayınca öldü. | Open Subtitles | ماتت حينما قفزت من نافذة الطابق الثالث لتهرب من اللهب |
| Charlotte eski kocasından kaçmak için Ekspresyonistler çağından koşarak uzaklaştı. | Open Subtitles | من أجل تجنب زوجها السابق، ركض شارلوت على طول الطريق إلى عصر التعبيري. |
| Hayattan kaçmak için rahibe olunmaz Patsy. | Open Subtitles | لم تصبحي راهبةً لتهربي من الحياة، بِت |
| Eğer herkesten kaçmak için nereye gitmek istediğini bilmek istiyorsan burası gidebileceğin en iyi yer. | TED | لذا إذا أردت معرفة أين عليك الذهاب لتبتعد عن الجميع، هذه هي الأماكن الأفضل لذلك. |
| Çoğunuzun kaçmak için onlara yardım ettiğinin, hatta şimdi bile onları sakladığınızın farkındayız. | Open Subtitles | ونحن نعرف ان الكثير منكم ساعدوهم على الهرب كما ساعدوهم على الاختباء في هذه اللحظة |
| Paltosunu giydi, artık evsizin kıyafetleri ile kaçmak için hazırdı. | Open Subtitles | وارتدى المعطف فوق الملابس الداخلية ليهرب فى زى الصعلوك |