| Ama biliyor musun, iki aylık kirayı karşılayacak kadar param olduğunu sanmıyorum. | Open Subtitles | نعم ، ولكن لا أعتقد أن لدي أموال كافية لتغطية إجار شهرين |
| Önümüzdeki bir kaç yıl, küçük ekonomimiz, çevreyi korumak için gerekli masrafları karşılayacak kaynaklara sahip olmayacak. | TED | فخلال السنوات القليلة القادمة، لن يكون لإقتصادنا الصغير الموارد لتغطية كل التكاليف المطلوبة لحماية البيئة. |
| İyi bir anne olmak Abdul'u onun ihtiyaçlarını senden daha iyi şekilde karşılayacak birilerine vermek olabilir. | Open Subtitles | كونك تريدين أن تكوني أماً صالحه لرما يحتم عليك ترك تربية عبدول لأي أحد أفضل منك ويمكنه تلبية احتياجاته |
| Nasıl karşılayacak sence? | Open Subtitles | كيف تظنه سيتقبل الأمر ؟ |
| İhtiyaçlarını karşılayacak şekilde bankaya gerekli kaynağı sağladım. | Open Subtitles | لقد ضمنت لتوي للمصرف الأموال الكافية لتلبية حاجاتهم |
| Tamam, İçerdeyiz ama bizi karşılayacak kimse yok. | Open Subtitles | حسنا, نحن في الداخل ولا احد هنا ليرحب بنا |
| - Peki kim karşılayacak, Andy? | Open Subtitles | -حسناً, من الذي سيدفع ثمنه, (آندي) ؟ |
| Tanrıya şükür, dosyalar kurtarıldı ve sigorta zararın çoğunu karşılayacak. | Open Subtitles | أجل، حمداً لله أنا الملفات تم استرجاعها والآمانة ستقوم بتغطية تكلفة الخسائر. |
| Onları eve dönüşlerinde karşılayacak... bandolar, bayraklar, onur bekçileri yoktu. | Open Subtitles | لم يكن هناك فرق , لا أعلام... لا وجود لحرس شرف يرحّبوا بعودتهم. |
| Her gün, harcamalarını ucu ucuna karşılayacak kadar para kazanıyor. | TED | وتجمع ما يكفي من المال لتغطية نفقاتها كل يوم. |
| Efendim, benim önerim, geçen ayın zayiatını karşılayacak kadar birlik gönderilmesi yönünde. | Open Subtitles | لذا أنا يا سيدي أوصي فقط بأن نبعث المزيد والكافي لتغطية خسائر الشهر الماضي |
| Tüm parselleri karşılayacak parası yoktu ben de bu adamları tanıdığımı söyledim ona. | Open Subtitles | لكنه فقط، لم يمتلك ما يكفي لتغطية جميع الأجزاء لذا أخبرته، بأنني أعرف هؤلاء الرجال |
| Ama kızın aile fonundaki aylık harçlığı bunu karşılayacak kadar fazla değil. | Open Subtitles | لكن الراتب الشهري من وديعة عائلتها لمْ تكن تكفي لتغطية ذلك. |
| İyi bir anne olmak Abdul'u onun ihtiyaçlarını senden daha iyi şekilde karşılayacak birilerine vermek olabilir. | Open Subtitles | كونك تريدين أن تكوني أماً صالحه لرما يحتم عليك ترك تربية عبدول لأي أحد أفضل منك ويمكنه تلبية احتياجاته |
| Böyle bir talebin yüzde 1'ini bile karşılayacak bir şey yok. | Open Subtitles | لايوجد أي شيء يستطيع حتى أن يقترب من تلبية حتى واحد بالمائة من هذا النوع من الطلب. |
| Sence Ben bunu anlayışla karşılayacak mıdır? | Open Subtitles | أتعتقدين بأن (بين) سيتقبل ماحدث ؟ |
| Onun içgüdüleri çağdaş kadının 20. yüzyıldaki ihtiyaçlarını karşılayacak ve dünyaya rahatlığın da göz alıcı olabileceğini gösterecek şekildeydi. | Open Subtitles | دفعته غريزته لتلبية حاجات.. المرأة المعاصرة إبتدع أزياء .. |
| Bizi karşılayacak birileri olacak mı dersin? | Open Subtitles | هل تعتقد ان هنالك شخص ليرحب بنا؟ |
| - Peki kim karşılayacak, Andy? | Open Subtitles | -حسناً, من الذي سيدفع ثمنه, (آندي) ؟ |
| Babam ciddi.Şampiyona için gereken parayı babam karşılayacak. | Open Subtitles | إنه جاد. سوف يقوم أبي بتغطية مصااريفكم في البطولة |
| Onları eve dönüşlerinde karşılayacak... bandolar, bayraklar, onur bekçileri yoktu. | Open Subtitles | لم يكن هناك فرق , لا أعلام... لا وجود لحرس شرف يرحّبوا بعودتهم. |
| Çünkü bunu karşılayacak kadar paraları var. | Open Subtitles | لان باستطاعتهم دفع الثمن |
| Sizi karşılayacak biri var mı? | Open Subtitles | هل سيلاقيك أحد؟ هل أنت في زيارة لأقارب أو ما يشابه ذلك؟ |
| Bugün yakalanmasına yardımcı olduğunuz adamları dikkate alarak Federal Hükümet müzedeki tüm hasarı karşılayacak. | Open Subtitles | بإعتبار الأشخاص الذين ساعدتم في القبض عليهم اليوم الحكومة الفدرالية ستغطي جميع الأضرار التي حدثت في المتحف |
| Senin ihtiyaçlarını karşılamazsa dışarıda bunu karşılayacak bir sürü kadın olduğunu hissettir. | Open Subtitles | دعها تعرف ذلك اذا كانت تريد ان ترضي رغباتك ان هناك الكثير من النساء هناك الذين يقدرون ان يفعلو |