| Piknik sepetinde kement varsa hayvanın birini boynundan yakalayabilirim. | Open Subtitles | إن كان لديك حبل داخل السلة، لاصطدت الماشية المارّة. |
| İstediğin buysa bir kement atıp, Ay'ı aşağı çekerim. | Open Subtitles | قُولْى الكلمةَ وأنا سَأَرْمي حبل حوله واسْحبُه للأسفل. |
| - Ayakkabı bağcığından kement yaptım... | Open Subtitles | صنعت مشنقة من رباط حذائي. ولكن المسمار سقط. |
| Köprüde karşılaşmıştık. Boynuma kement atmıştın. | Open Subtitles | لقد تقابلنا على الجسر، لقد ربطتَ حبلاً على رقبتي. |
| Tommy, meydanın önünde hayali bir kement kullanıyormuş gibi vahşice kollarını sallıyordu. | Open Subtitles | تومي يقف في وسط القاعة يلقي ذراعيه بعنف كما لو أنه يفر من ربقة قيد خياليٌ |
| kement seni emrime boyun eğmeye zorluyor! | Open Subtitles | القيد يفرض عليك أن تطيعني |
| Söyle, kement atıp onu sana getireyim. | Open Subtitles | فقط أنطقي الكلمة وأنا سأرمي بحبل حوله وأسحبه للأسفل |
| Bu kement erkek doğasındaki güvenilmezliği bertaraf etmek için tasarlandı. | Open Subtitles | هذا الحبل "لاسو" مصمم لتحويل طبيعة الرجل التي لا يمكن الثقة بها |
| Bir kement ile halkaya girerdim. | Open Subtitles | كنت أمسك بحبل بطرفه أنشوطة |
| Benim adım Kalamiti Sally, kasabadaki en iyi at terbiyecisi ve kement atıcısıyım. | Open Subtitles | أدعى (كلاميتي سالي) أفضل مروّضة خيول، و راعية بقر ماهرة بالحبال في البلدة |
| - Teknik olarak halet değil kement o. | Open Subtitles | {\pos(195,215)} الوهق : هو حبل لصيد الحيوانات . تقنيا إنة وهّق - كاتى - |
| İstediğin buysa bir kement atıp, Ay'ı aşağı çekerim. | Open Subtitles | قُولْى الكلمةَ وأنا سَأَرْمي حبل حوله واسْحبُه للأسفل. |
| Bir kravatın aslında gösterişli bir kement... olduğunu düşünmeye başlıyorum. | Open Subtitles | بدأت اظن ان ربطة العنق مجرد حبل مشنقة فاخر |
| Bu bir kement. Onu atıyorum, ve sizi merkeze çekiyorum. | Open Subtitles | هذا هو حبل ، و أنا أرميه وأسحبكم جميعك لغرفة العمليات |
| Boynumun etrafında bir kement olmasını tercih ederim. | Open Subtitles | أفضل وضع حبل مشنقة حول رقبتي. |
| O bir kement miydi? | Open Subtitles | كان ذلك حبلاً ؟ |
| Tommy, meydanın önünde hayali bir kement kullanıyormuş gibi vahşice kollarını sallıyordu. | Open Subtitles | تومي يقف في وسط القاعة_BAR_ يلقي ذراعيه بعنف كما لو أنه يفر من ربقة قيد خياليٌ |
| kement seni cevap vermeye mecbur ediyor. | Open Subtitles | القيد يأمركِ بأن تجيب |
| Söyle, kement atıp onu sana getireyim. | Open Subtitles | فقط أنطقي الكلمة وأنا سأرمي بحبل حوله وأسحبه للأسفل |