| Duvara monteli ahizeler yoluyla konuştuk, kitaplar ve filmlerden bahsettik. | TED | تحدثنا باستعمال هذه السماعات الهاتفية المعلقة على الجدار حول الكتب والأفلام. |
| Listeye baktığınız zaman bu kitaplar ve benim kitabım arasında neredeyse hiç performans farkı olmadığını görüyorsunuz, | TED | وعندما تنظر إلى القائمة تدرك، تعرف، أداء حكيم، هناك بالكاد أي إختلاف بين هذه الكتب أو خاصتي |
| kitaplar ve çözelti Fırat nehrine atılıyor. | TED | لذا فقد تم رمي الكتب .. وذلك الحل الكيميائي الى نهر دجلة |
| Bay Graham, tezimin daha yıkıcı olması için kitaplar ve broşürler edindim. | Open Subtitles | سيد جراهام, لقد اشتريت الكتب لكى اجعل مناقشاتى اكثر اقناعا وشراسة |
| Oh ipucu olarak değerlendirilebilecek hiçbir şey yoktu -- biraz elbise, kitaplar, ve Andaman Ada'sından hatrı sayılır sayıda antika. | Open Subtitles | لايوجد بها ما يوحى بشيىء بعض الملابس.. بعض الكتب |
| Bir elinde kitaplar ve diğer kolunda gümüş bilezikler. | Open Subtitles | و الكتب في يديكِ و أساورك الفضية في يدك الأخرى |
| Onlar tüm dünyayı içine alan ve besleyen kitaplar ve sanatlardır. | Open Subtitles | أنها الكتب والفنون والأكاديميات هذا العرض, يحتوي ويغذي العالم برمتة |
| İnsanlar kitaplar ve filmler yazdılar, hikayesi olan filmler... yani o götün kime ait olduğu ve neden osurduğu önemliydi. | Open Subtitles | الناس كتبت الكتب والافلام افلام بها قصص لذا اهتممت بفلم المؤخره |
| Öğretmenim, tecrübenize saygım sonsuz fakat tüm okudum kitaplar ve bilgim bu mesele karsısında yararsız kalıyor. | Open Subtitles | معلمي. أنا احترم خبراتك ولكن في هذه الحالة, جميع الكتب |
| kitaplar ve özellikle konuşma için çok teşekkür ederim. | Open Subtitles | شكراً جزيلاً على الكتب والحديث على وجه الخصوص |
| Ve biliyorum sevimli görünüyor ama kitaplar ve kapakları hakkında ne derler bilirsin. | Open Subtitles | و إنني أعلم بأنه يبدو فاتناً لكنكِ تعلمين ما يقولون عن الكتب و الأغلفة |
| kitaplar ve gerçek yol gösterici bir araya geldiğinde Kâse ortaya çıkmalıdır. | Open Subtitles | حيث الكتب والربابنة يجتمعون ثانيةُ يجب أن يحضر الـ جريو |
| Ve aniden bu hisse kapıldım, bilirsin, kendimi kitaplar ve filmlerdeki gibi, bulduğumu söylemeliyim.. | Open Subtitles | ومن ثم جاءني شعور مفاجىء كما قلت لك شعور يأتيني عند مشاهدة الأفلام أو قراءة الكتب |
| Biliyorsun, bulardan bazıları en sevdiğim kitaplar ve yazarlar. | Open Subtitles | انت تعلم , هذه من افضل الكتب و الكتاب بالنسبة لي |
| Video oyunları, TV gösterileri, kitaplar ve filmler hâline getirip zevkini sürdüler. | Open Subtitles | يمكنهم الإستمتاع بالألعاب الفيديو , وبرامج التلفاز , الكتب , ولأفلام |
| kitaplar ve dergi makaleleri yazıyorum. | TED | أقوم بتأليف الكتب وكتابة المقالات. |
| kitaplar ve kütüphane benim için değildi. | TED | الكتب و المكتبات لم تكن خلفيتي |
| Son olarak, geleneksel toplumlardaki ihtiyarlar bizim bilgi kaynaklarımızın kitaplar ve internet olduğu modern toplumlarımızda asla olmayacak kadar önemlidirler. | TED | أخيرا، كبار السن في المجتمعات التقليدية لديهم ميزة كبير لا يمكنها أن تحدث أبدا لنا نحن في مجتمعاتنا الحديثة المتعلمة، حيث تكون الكتب هى مصدر المعلومات والإنترنت. |
| kitaplar ve ders notlarıyla geçen saatlerin ardından pazarın bu kokusunun kulüplerin o bayıcı kokusundan daha rahatlatıcı olduğu tartışılmazdı. | Open Subtitles | ضجيج السوق وروائحه, بعد العديد من ساعات الكتب والمحاضرات, كانت أكثر استرخائًا من النادي وقاعة طعامه ذات الروائح الكريهة. |
| Ama burada hiçbir şey yok, sadece kitaplar ve kağıtlar. | Open Subtitles | لكن لا يوجد شيء هنا عدا الكتب والصحف |