| - Böylece her aynaya bakışlarında konukçunun yüzündeki korkuyu hatırlamak durumunda kalmıyorlar. | Open Subtitles | حتى لا يتذكروا الذعر على وجه المضيف كلما نظروا فى المرآة |
| Eğer borçlu olduğu hayatlar başkalarından gelmezse konukçunun hayatından ödenmek zorunda. | Open Subtitles | "طالما حياتها لا تُستمَد من قتل الآخرين، إذًا منبعها حياة المضيف" |
| O halde konukçunun bedeni için bir mücadele olacak. | Open Subtitles | إذن سيحدث صراع على جسم المضيف |
| Bunu, Goa'uld öldükten sonra konukçunun vücudunda kalan bir protein işaretçisinden anlıyoruz. | Open Subtitles | عرفنا ذلك من خلال علامات البروتين التى يتركها الجواؤلد فى أجسام المضيفين بعد موتهم |
| Reetou konukçunun canını bağışlamaz. Reetou silahları insan vücuduna da zarar verir. | Open Subtitles | الرتيو كانوا سيلحقوا أضراراً بأجسام المضيفين أيضاً |
| Benden önceki konukçunun kaybı. | Open Subtitles | خسارة المضيف السابق علي |