| Haydi gidip yakacak birşeyler topla. Mesela birkaç çam kozalağı. | Open Subtitles | يستحسن أن تذهب لتجمع بعض الأخشاب ربما بعض خشب الصنوبر |
| Her şeyi yiyebilirsin, çam kozalağı, hatta bakla. | Open Subtitles | بإمكانكِ حتى تكسير أكواز الصنوبر والفاصوليا المجففة |
| Kıçıma çam kozalağı sokarlardı. | Open Subtitles | و كانو يضربونني ويضعون اعواد الصنوبر في مؤخرتي |
| Çocuklar dinleyin Toby, bana iki tane çam kozalağı bul; | Open Subtitles | رجال، الاستماع، ذلك، توبي، ولست بحاجة اثنين من أكواز صنوبر |
| Kanları yeşil ve göğüslerinde kalp yerine çam kozalağı var. | Open Subtitles | لديهم دمّ أخضر و كوز صنوبر في صدرهم بدلا من القلب |
| sadece gevezelik ediyorum, ikisi arasındaki fark dere ve çam kozalağı arasındaki fark gibi. | Open Subtitles | ان هناك فرق بين المناديل و كوز الماء. صحيح. |
| Onu özleyeceğiz. Haydi gidelim, daha çam kozalağı toplamam lazım. | Open Subtitles | سوف نشتاق إليه لنذهب ، فيجب عليّ أن أجمع ثمار الصنوبر |
| Ortadaki yakalayıcı bir çam kozalağı yakar ve sepetin üstünden atar. | Open Subtitles | يحاول الضاربون مسك كرة الصنوبر ورميها بالسلة |
| Vurucu elindeki sopayla kozalağı kale kayasına değmeden vurmaya çalışır. | Open Subtitles | بينما يحاول الرامي ضرب كرة الصنوبر بأقوى ما بوسعه |
| Dışarıda yatacağız ve dişlerimizi çam kozalağı ile ovacağız. | Open Subtitles | أنتَ تعلم نحن ننام خارجاً و نغسل أسناننا بثمار الصنوبر |
| - Ucuna çam kozalağı yerleştirilmiş bir tür değnek. | Open Subtitles | شيءٌ يصنع من نبات الشّمار و طرفها من كوز الصنوبر |
| Siz onu ararken ben arka tarafta bu hokey sopasıyla bir ağaca çam kozalağı atıyor olacağım. | Open Subtitles | , لذا , بينما أنتما يارفاق تهتميان بذلك سأكون في الخلف أضرب أكواز الصنوبر في الشجرة بهذه عصى الهوكي |
| - ...para yerine de çam kozalağı kullanıyor. | Open Subtitles | ويتعاملون بمخاريط الصنوبر عوضًا عن النقود هيا.لنتحرك |
| - Çam kozalağı nefesli! | Open Subtitles | جميل أيه يا كوز الصنوبر |