| Bilirsin öyle degildir. Kuzeninle evlisin gibi salakça seyler. | Open Subtitles | أنك متزوج من قريبتك و أشياء من هذا القبيل |
| Kuzeninle evlisin gibi salakca seyler. | Open Subtitles | أنك متزوج من قريبتك و أشياء من هذا القبيل |
| O kazma Kuzeninle kokain işleri yapmayı bırakacak mısın? | Open Subtitles | هل ستتوقف عن المتاجرة بالمخدرات مع قريبك الأحمق اللعين؟ |
| Ama Kuzeninle görüşmelisin kardinal. | Open Subtitles | لكن عليك أن تتشاور مع قريبك , الكاردينال |
| Beni Kuzeninle birlikte gönderdiğinde iyi yaptın. | Open Subtitles | كان من الجيد عند جعلني يأتي بعيدا مع ابن عمك. |
| Öteki hafta, Kuzeninle kalıp kalamayacağını bilmek istiyor. | Open Subtitles | ويريد أن يعرف إن كان يمكنه أن يبقى مع ابن عمك اسبوعا آخر |
| Hareketlerine dikkat et, yoksa asansörü Kuzeninle süslerim. | Open Subtitles | إنتبهي إلى نفسك وسأزين ذلك المصعد بقريبتك |
| Kuzeninle ilgili neden bu kadar yaygara kopardığını anlamıyorum. | Open Subtitles | انا لا أعرف لماذا تكبري موضوع قريبتك هذه |
| Kuzeninle tanışmak kesinlikle farklı bir tecrübeydi ama ben daha çok aramızda yaşananları kastetmiştim. | Open Subtitles | مقابلة قريبتك كانت بالتأكيد تجربة، لكن كنت أتكلم أكثر عما يجري معنا |
| Çünkü yanlış anımsamıyorsam seksi Kuzeninle randevu sözün vardı bana. | Open Subtitles | لأن إن كنت أتذكر بشكل صحيح تدينين لي بموعد مع قريبتك المثيرة |
| Nate? O eşcinsel. Kuzeninle çıkmıştı. | Open Subtitles | نيت ، إنها شاذه لقد كانت تواعد قريبتك |
| Kuzeninle birlikteydik, Mobile'de sağlam bir konsere gittik. | Open Subtitles | قريبك وانا كنا خارج المنزل حتى وقت متأخر البارحة كنا نتنقل من حفلة موسيقية الى اخرى |
| Kuzeninle halk içinde ettiği kavgalarla biliniyor. | Open Subtitles | لقد ظلَّ هارباً بعد سلسلة من القتالات العنيفة على الملأ مع قريبك. |
| Şimdi oradan geliyorum, Kuzeninle golf oynuyor. | Open Subtitles | أتيت من هناك للتو، إنه يلعب مع قريبك |
| O polis mıknatısı gerzek Kuzeninle bir daha uyuşturucu işi yaparsan büyükannenin bana ne iyi davrandığı hatırımdan çıkar. | Open Subtitles | إذا ما تاجرت مرّة أخرى بالمخدرات بالجوار... مع قريبك ذاك مغناطيس الشرطة... فسأنسى خير جدّتك عليّ |
| O polis miknatisi gerzek Kuzeninle bir daha uyusturucu isi yaparsan buyukannenin bana ne kadar iyi davrandigi hatirimdan cikar. | Open Subtitles | إذا قمت بتجارة مخدرات واحدة مع ابن عمك الغبي |
| O andavalli Kuzeninle kokain isleri yapmayi birakacak misin? | Open Subtitles | هل ستتوقف عن صفقات بالمخدرات مع ابن عمك الغبي؟ |
| San Juan'daki Kuzeninle bile konuştum. Bir sağlık kurulu üyesi kadar temizsin. | Open Subtitles | تكلم مع ابن عمك في سان جوان انت كنت نظيف مثل لوح الصحة. |
| Peki, şu tuhaf Kuzeninle ilgili attığın zırvaya inandığımı düşünmüyorsun, di mi? | Open Subtitles | لم تتوقعي أنني سأصدق هراء ابن عمك الغريب الأطوار ؟ |
| Şu aralar uzun süredir kayıp olan Kuzeninle uğraşıyorum. | Open Subtitles | حاليا , انا مشغول للغاية بقريبتك |
| - Bir zamanlar Kuzeninle evlenmek istiyordum. | Open Subtitles | فكرت مرة بأن أجعل إبن عمك زوجي |
| - Sen neden sapık Avrupalı Kuzeninle birlikte toz olmuyorsun? | Open Subtitles | لماذا لا تذهب وتزيل الغبار مع ابنة عمتك المنحرفة؟ |
| Sonra Kuzeninle çıkmasını izledin, ki bu da değiştiğini, büyüdüğünü gösteriyordu. | Open Subtitles | ومن ثم اردتي مشاهدته يواعد ابنة عمك الذي يؤكد بانه تغير |
| Mesela bazı eyaletlerde, Kuzeninle evlenmek yasal. | Open Subtitles | على سبيل المثال، في بَعْض الولاياتِ، هو قانونيُ لزَواج إبنِ عمكَ الخاصِ. |