| The Little, Brown'daki patronlarım Masters'la ya da Johnson'la ilgilenmiyor. | Open Subtitles | رؤسائي في شركة ليتل براون ليسوا مُهتمين بماسترز أو جونسون. |
| İki hafta sonra Bill'le Little, Brown'a gidip ikinci kitabımızın ilk araştırmalarını sunacağız. | Open Subtitles | سنـذهب أنا وبيــــل بعـــد أسبوعين إلى ليتل براون لتقديم الأبحاث الأوليّة لكتابنا الثاني. |
| Yani, ilk tashih altı haftamızı alsa Little Brown'un sonraki planı düzeltilmiş kopyalarını seçilen birkaç gazeteciye göndermek. | Open Subtitles | إذن، إذا أخذنا 6 أسابيع لتصحيح ألواح الطباعة، ستكون خطّة ليتل براون هي إرسال النسخ المُصحّحة |
| The Little Brown ahalisi yayıncılarla, fotoğrafçılarla ve o bütün süslü röportajcılarla birlikte yola koyuldu. | Open Subtitles | جماعة ليتل براون. في طريقـهم إلى هُنا بالفعل تصحبهم دعاية ومصورين |
| Eğer kapı kapı dolaşmaya razı değilseniz, Little Brown'ın idaresini riske atamam. | Open Subtitles | لا أستطيع أنْ أخاطر بكل شيء مع المقر الرئيسي لليتل براون إذا لم تكونا مستعدان للخروج والبحث عن الدعم. |
| Ayrıca Little Brown sunumumuza da hazırlanmaya başlamalıyız. | Open Subtitles | يجب أيضاً أنْ نبدأ في إعداد عرضنا الخاص بليتل براون. |
| Biz Little Brown'da satışta doyma noktasına ulaşacağımızı hissederiz. | Open Subtitles | نحن في ليتل براون نشعر أنّنا وصلنا نقطة التشبّع في المبيعات. |
| Little, Brown kitabın ikinci baskısını yapmaya karar verdi. | Open Subtitles | آه، وافق ليتل براون على طبعة ثانية من كتابنا. |
| İki hafta içerisinde Bill'le ikinci kitabımızın ön araştırmasını sunmak için Little Brown'a gideceğiz. | Open Subtitles | سنذهب أنا وبيل في غضون أسبوعـــــين إلى ليتل براون لتقديم الأبحاث الأولية لكتابنا الثاني. |
| Little, Brown ekibi devam etmekten cayma eğilimi gösterdikten sonra. | Open Subtitles | فقط بعد أنْ بدا فريق ليتل براون بدوا غير راغبين في المُضي إلى الأمام |
| Ama benim Little Brown'daki işim yeni kitapla aynı derecede tehlikede. | Open Subtitles | ولكن عملي في ليتل براون يتساوق كذلك... مع هذا الكتاب الجديد. |
| Little Brown'da işlerin nasıl döndüğünü gördünüz. | Open Subtitles | الإجهاد؟ شاهدتِ كيف تسير الأمور في ليتل براون. |
| Yoksa Little, Brown davayla karşı karşıya gelebilir. | Open Subtitles | وإلّا يُمكن أنْ يواجه ليتل براون إجراءات قانونية أيضاً. |
| Little Brown kitabın anlaşmasını yapsın, o zaman... | Open Subtitles | ما أنْ يوقّع ليتل براون على الكـتاب، عندها... |
| Little Brown Jug'dan iki nota söyler misin bana? | Open Subtitles | ما رأيك أن تغني لي مقطعين من أغنية "ليتل براون جاج" |
| Notta Little Brown'ın yayınlamayacağı materyalleri geri gönderdiği yazıyor. | Open Subtitles | تقول المذكّرة أنّ ليتل براون سيعيد المواد... طالما أنّه مُرّر للنشر. |
| Little Brown'dan Bob Drag'i ara. | Open Subtitles | اتصلي ببوب دراغ في ليتل براون. |
| Bill, Little Brown'ın kitabın yeniden yayınıyla lgilenmelerini sağlamak için davanın sonuçlanmasını beklememiz gerektiğini düşünmüyorum. | Open Subtitles | بيل، لا أعتقد أنّ علينا أنْ ننتظر... دعوى قضائية لحلها... قبل محاولة إحياء اهتمام ليتل براون |
| Korkarım ki, o Little Brown'daki işleri bozuyor olabilir. | Open Subtitles | أخشى أنّه قد يكون سمّم الأجواء... هُنا في ليتل براون. |
| Little Brown'la olan bütün pazarlığım suçlamalara karşı savaşmaya suçlu olduğumuzu kabul etmemeye dayalı. | Open Subtitles | إنّ تفاوضي بالكامل مع ليتل براون استند... على حقيقة أنّ بإمكاننا مقاومة هذه الاتهامات... وليس الإقرار بأنّنا مُذنبين. |
| Çünkü şu an Little Brown'a vermek üzere olduğumuz kitapla uğraşıyoruz. | Open Subtitles | لأنّنا الآن... نركّز على الكتاب، الملعب لليتل براون. |
| Bütün gece Little Brown işi için dışarıda olduğunu sanıyordum. | Open Subtitles | أعتقدت أنّك كنت في مهمّة عمل خاصة بليتل براون طوال الليل. |