| Büyük şehirlerdeki marketlerde bulduğunuz yiyeceklerin hemen hemen hepsi işlemden geçmiş, yolda gecikmiş çoğunlukla tabağınıza gelene kadar besin değerleri azalmış ya da tamamen yok olmuştur. | Open Subtitles | تقريباً كل ما تجِده من طعام في المتاجر في المدن الكبيرة تمّ تكريره، تم إبقاءه ﻷمدٍ قصير في المتاجر |
| Bugün görüyoruz ki, tuvalet kağıtları hala marketlerde atari salonları ise bir bir kapandı. | Open Subtitles | و الأن المناديل تجدها في كل المتاجر و محلات الألعاب تغلق أبوابها الواحد بعد الآخر هو محق |
| Bunları marketlerde satıyorlar biliyorsun. | Open Subtitles | تعلم, يقومون ببيع هذه الأشياء في المتاجر. |
| Bu yüzden yasal olmayan marketlerde yiyecek arabalarından çalmaya başladım | TED | لهذا بدأت بسرقة المطاعم المتنقلة في الأسواق الغير قانونية |
| Daha net bir şekilde anladım ki gelişmekte olan bu "marketlerde" daha fazla zaman geçiriyorum. | TED | وقد أصبح واضحًا لي كلما أمضيت وقتي في الأسواق الناشئة. |
| Dışarıda bir sürü vardır muhtemelen, marketlerde öylece duruyordur. | Open Subtitles | ربما طن منها هناك أيضاً باقية في المحلات |
| marketlerde satılan enerji içecekleri yeterince güçlü değil. | Open Subtitles | هذا ما سيكون كفيلاً بمدنا بالطاقة المطلوبة لهذا اليوم إن مشروباتِ الطاقة التي يبيعونها في المتاجر |
| Zamanınız varsa, daha büyük marketlerde paranızın karşılığını daha fazla alabilirsiniz. | Open Subtitles | إن كان لديك وقت.. أحد المتاجر الكبيرة قد تسمح.. بإستثمار أموالك فيها إن صح التعبير |
| Laboratuvar bu dönemde marketlerde satılmadığını söyledi. | Open Subtitles | بقول مختبر الجريمة انها لا تباع في المتاجر في هذا الوقت |
| Bütün marketlerde yalnızca şeker satılıyordu senin tüm istediğin bir elmaydı. | Open Subtitles | وكانوا لا يبيعون سوى الحلوى في المتاجر وكل ما أردته أنت كان تفاحة |
| marketlerde insanların ''Güzel bir gün geçirmeniz dileği ile'' demeleri gibi. Ne zaman kazara gözlerimin içinde baksalar. | TED | حتى الناس في المتاجر العمومية مثلا يقولون, "أتمنى لك يوما سعيدا," عندما ينظرون لعيني مصادفة. |
| Şişeli sulara saldırırlar. marketlerde kavgalar çıkar. | Open Subtitles | ويبدأون بتخزين الماء ومعارك في المتاجر |
| Portsmouth, Virginia'da alkolü süper marketlerde satmak yerine alkol mağazalarında satıyorlar. | Open Subtitles | (و هذه (بورتسموث، فيرجينيا ...حيث ... عوض أن يبيعوا الكحول في المتاجر |
| CONNquest artık müzik marketlerde. Satın alın. | Open Subtitles | (كونكويست) في المتاجر الآن |
| Buradaki marketlerde yeterli yiyecek bulamazsınız. | Open Subtitles | ليس هنالك غذاء كافِ في الأسواق المحلية للألمـان |
| Oysa Amerika'da marketlerde bile satılıyor. | Open Subtitles | يبيعون هؤلاء في الأسواق في أمريكا مع ذلك. |
| Hemen arayın. Bu ürün marketlerde satılmaz. | Open Subtitles | إتصل الآن، غير متوفر في الأسواق. |
| Ama artık marketlerde satılmıyormuş. | Open Subtitles | لم يعودوا يبيعونها في المحلات فقط. |