| Ama o mavi olan bölge daha önce beyazdı. | TED | لكن تلك المنطقة الزرقاء الفاتحة كانت من قبل بيضاء. |
| O hafta Pekin'de nadiren mavi olan gökyüzünün fotoğrafını çektim. | TED | في ذلك الأسبوع، التقطتُ صورةً لسماء بكين الزرقاء على غير عادتها. |
| mavi olan erkekler için, pembe olan da kızlar için. | Open Subtitles | النظارات الزرقاء للفتيان والوردية للفتيات |
| Sırt çantam otobüsde kaldı... büyük mavi olan. | Open Subtitles | لقد تركت حقيبتي داخل الحافلة , حقيبة زرقاء كبيرة |
| Eva kırmızı, Cole yeşil, Taylor da mavi olan. | Open Subtitles | " زرقاء " تايلور " أخضر " كول " حمراء " إيفا |
| Yeşil veya mavi olmayan her yer oldukça ideal yerler, ama yeşil ve mavi olan yerler bile uygun. Kırmızı, turuncu veya sarı yerler kadar iyi değiller tabii ki. | TED | تقريبا في كل الأماكن غير الأخضر والأزرق تعتبر مكان مثالي ولكن حتى الأخضر والأزرق جيدة ولكن ليست كالأحمر، البرتقالي أو الأصفر |
| Peki ya... diğer mavi olan? Hayır, o kurumuş olan şeyi beğenmedim. | Open Subtitles | ـ مارأيك فى الأزرق منهم ـ لا، لاتعجبنى الطريقة التى يجف بها |
| mavi olan azurit, mor olansa baryum bakır silikatı. | Open Subtitles | الأزرق هو "اللازورد" والأرجواني هو "باريوم سيليكات النحاس". |
| mavi olan bas agrisi için yesiller de enerji için. | Open Subtitles | الزرقاء لعلاج الصداع والخضراء لإعطائك الحيوية |
| mavi olan geri dönüşüm içinmiş. Siyah olan da... | Open Subtitles | الزرقاء هي ما يجب وضع بها القمامة التي يتم إعادة تدويرها، والسوداء |
| Kırmızıyla işaretli olan yer paraf, mavi olan imza için. | Open Subtitles | العلامات الحمراء لبداية الفقرات العلامات الزرقاء للتوقيعات |
| mavi olan da güzel. Ben turunculuyu beğendim. | Open Subtitles | الزرقاء جميلة أحب البرتقالية كذلك |
| mavi olan değil. Maviyi kullanma. | Open Subtitles | ليست الزرقاء لا تستخدمي الزرقاء |
| Sadece bir tane panzehir var, mavi olan. | Open Subtitles | ثمة ترياق واحد لها، وهي العينة الزرقاء |
| Üç şişeden mavi olan tentür. | Open Subtitles | الثلاث زجاجات. الزرقاء بها الصبغة. |
| Burada da başka bir versiyonu var. Bu bir deniz ejderi, alt tarafta mavi olan ise, henüz asit yutmamış bir genç, henüz kahverengi-yeşil alg gölcük çöplüğünü ona enerji verebilmek için vücuduna almamış. | TED | هذه نوع آخر يسمى بتنين البحر و الزرقاء التي في الأسفل هي التي لم تقم بعد ببلع الأسيد الطحالب الخضراء-البنية تتغذى على زبد المستنقعات لتحصل على الطاقة |
| (Gülüşmeler) Bu iki doğru ortalamadır. Standard & Poor, mavi olan. Ve en büyük beş süreksizlikler çıkarıldığında kırmızı olan Standard & Poor'unki. | TED | (ضحك) هذه المنحنيات تمثّل المعدّلات. تمثّل الزرقاء "ستاندرد آند بورز". وتمثّل الحمراء أيضا "ستاندرد آند بورز". أمّا الثّغرات الخمسة الأكبر فقد تمّ حذفها. |
| Senin gibi birini hiç tanımadım bana mavi olan gökyüzü gibi bakanı. | Open Subtitles | * لم أعرف شخص ما مثلك * * يراني كسماء زرقاء صافيه * |
| Eva kırmızı, Cole yeşil, Taylor da mavi olan. | Open Subtitles | "إيفا " حمراء " كول " أخضر " تايلور " زرقاء |
| Bir gözü yeşil, diğeri mavi olan. | Open Subtitles | عين واحدة خضراء والاخرى زرقاء |
| mavi olan geri dönüşüm içinmiş. | Open Subtitles | وقشر البيض والأزرق هو لإعادة التدوير |
| Ve mavi olan da Prevalis (Viagra). | Open Subtitles | " والأزرق " بريفاليس |
| Peki ya... diğer mavi olan? | Open Subtitles | مارأيك فى الأزرق منهم |
| mavi olan azurit, mor olansa baryum bakır silikatı. | Open Subtitles | الأزرق هو "اللازورد" والأرجواني هو "باريوم سيليكات النحاس". |