| Bu gün buraya gelip konuşmamın nedenlerinden birisi de -- samimi olarak, kendimi düşünerek-- size içimi dökerek, yazılmış bütün bu kitapların sorunsuz bir zihinden kaynaklanmadığını söylemek. | TED | لذلك أحد أسباب التي دعتني الى هنا لأتكلم عن هذا اليوم هو -- بصراحة و بأنانية -- أن أزيح عنى هذا العبء و أجعله معروفا أن الذى كتب هذه الكتب ليس بالعقل الغير مضطرب. |
| Geri kalmanızın nedenlerinden birisi de bu. | Open Subtitles | هذا أحد أسباب تخلّف بلدك |
| Bay Bohannon, canınızı bağışlamamın nedenlerinden birisi de elinden iş gelen bir adam olduğunuzu sanmamdı. | Open Subtitles | -يا سيّد (بوهانون)، أحد أسباب عتقي لرقبتكَ هو أنّي ظننتُ بأنّكَ رجل قادر |
| Tronal'a gelmelerinin nedenlerinden birisi de bu. | Open Subtitles | هذه أحد أسباب مجيئهن إلى مستشفى (ترونال) |