| - Dedim ki sizin Macintosh çıktığında anneme almak isteyeceğim tek bilgisayar o olacak. | Open Subtitles | - قلت، بأنه عندما يصدر الماكنتوش - سيكون هو الكمبيوتر الوحيد الذي سأرغب في شرائه لأمي |
| Yeni patron o olacak. | Open Subtitles | انظر , سيكون هو الزعيم الجديد الآن |
| Jeff'e kaligrafi dersleri aldırırız ve şimdi sana karşı tatlı olan o olacak. | Open Subtitles | (جيف) سيتلقى دروس في فن الخط ومن الآن فصاعداً، سيكون هو اللطيف معكِ |
| Ve eğer Lindsey bunu da başarırsa, o zaman kazanan kesinlikle o olacak o yüzden kuyusunu kazıyorsun. | Open Subtitles | و اذا ليندساي حصلت عليه أيضا ستكون هي الفائزة بدون منازع لذا أنتي تسيري ضدها |
| Kimi istiyorsanız, kime ihtiyacınız varsa o olacak. | Open Subtitles | .... كل شيء تريده, كل شيء تحتاجه ستكون هي |
| Terkedilen o olacak. | Open Subtitles | هو سيكون الغداء |
| - Bunun için hapiste olan tek kişi o olacak. | Open Subtitles | سيكون هو الشخص الذي سيسجن من أجل هذا |
| Seni seçerse şanslı olan o olacak. | Open Subtitles | سيكون هو المحظوظ اذا اختارك |
| Tebrikleri kabul edecek olan da o olacak. | Open Subtitles | سيكون هو من يتلقى التهانى |
| Miami'de Ajan Whitley var. Bağlantın o olacak. | Open Subtitles | العميل (ويتلي) متمركز في (ميامي) سيكون هو وسيطك |
| "...kâbusların getirdiği kişi o olacak. | Open Subtitles | سيكون هو ما تأتي به الكوابيس. |
| Sıradaki hedefimiz o olacak. | Open Subtitles | سيكون هو التالي |
| Fransa'nın sonraki kralı o olacak. | Open Subtitles | سيكون هو الملك المقبل لفرنسا |
| O ne derse o olacak. | Open Subtitles | وقوله سيكون هو السائد |
| - o olacak. | Open Subtitles | سيكون هو. |
| Sırada öldürülecek kişi o olacak! | Open Subtitles | ! ستكون هي الضحية القادمة |
| - Video senin elinde. - Ama başkan o olacak. | Open Subtitles | لديك الفيديو هو سيكون العمدة |