| Ben şahsen kızla çıkmadan önce fiziksel olarak sözlenirim ki bir yerlere gitmek bence para ve zaman kaybıdır. | Open Subtitles | أنا أحاول أن أرتبط بالفتاة جسدياً بدون أن أخرج معها في موعد أبداً وذلك بالنسبه لي فقط تضييع للوقت والمال |
| Sen şarlatanların sattığı şeylere para ve zaman harcamakta serbestsin. | Open Subtitles | إن استخدام هذا العلاج المشعوذ يعد إهداراً للوقت والمال ونشر لأكاذيب المشعوذين |
| Kelimenin tam anlamıyla para ve zaman kaybı. | Open Subtitles | يبدو أنها فقط مجرد إضاعة للوقت والمال. |
| Saçma mahkemelere para ve zaman harcamaya gerek yok. | Open Subtitles | نحن لا نريد ان نضيع الوقت والمال على تلك التفاهات |
| Vücudunu saplantı haline getirmek, analiz etmek... bir anlık da olsa çıplak görebilmek için o kadar çok para ve zaman harcanır ki; | Open Subtitles | وهناك الكثير من الوقت والمال والطاقة للصرف على المراقبة والتفحص ومحاولة سرقة النظر إليك وهذا يجعلك تشعر بــ |
| Bizi bir sürü para ve zaman zahmetinden kurtarırdı. | Open Subtitles | كان هذا ليوفر علينا الكثير من الوقت والمال |
| Bu iş para ve zaman kaybından başka bir şey değil. | Open Subtitles | أهدرت كل هذا الوقت والمال على لا شيء |
| - Daha kötü. para ve zaman kaybı. | Open Subtitles | تضييع الوقت والمال |
| Biliyorsun ki Drew antrenmaların için o kadar harcadığın para ve zaman çok salakça bir risk gibi duruyor. | Open Subtitles | ,(أتعلم ما (درو مع كل هذا الوقت والمال ,الذي تنفقه على تدريبك يبدو أن ذلك مخاطرة تافهة |
| Hayır! Çok para ve zaman ister. | Open Subtitles | الكثير من الوقت والمال |
| Size para ve zaman verdim. | Open Subtitles | {\pos(192,220)} لقد أعطيتك الوقت والمال |