| Ve eğer alternatif beraber olmamaksa risk almaya değer çünkü o, muhteşem. | Open Subtitles | وإذا كان البديل عدم بقائنا سوياً فأنا سآخذ هذه المخاطرة لأنها.. رائعة |
| Örneğin risk almayı ele alalım. Gençlerin risk almaya eğilimli olduklarını biliyoruz. | TED | مثلاً، لنأخذ المخاطرة. نعرف بأنّ المراهقين يميلون للمخاطرة، هذا واقع. |
| Sen hazırsan, ben risk almaya hazırım. | Open Subtitles | إنني مستعدة للمخاطرة بالأمر إن كنت أنت مستعداً |
| Bunu açığa çıkarmak için risk almaya karar verdim. | Open Subtitles | لذا قرّرت أن أُخاطر, خائفًا من الاستقرار على الطريقة السهلة, وأفرض الموضوع. |
| Böylece, risk almaya alışmanın korku ve suçluluk gibi riskle ilişkilendirilen olumsuz duyguları körelterek ve hatta yok ederek zaten kırılgan olan ergen beynini değiştirme potensiyeline sahip olduğunu düşündüm. | TED | فتوقعت أن التعود على المخاطرة قادر على أن يغيّـر العقل غير الناضج لدى المراهق عن طريق التبلّد أو بقتل المشاعر السلبية المرتبطة بالمخاطرة كالخوف أو الشعور بالذنب. |
| Kumarbazlar, sahip olmamayı göze alamayacakları şeyler için risk almaya hazırdırlar. | Open Subtitles | هؤلاء مقامرون مستعدون بالمجازفة بما يمكن أن يكتسبوه |
| Risk aldın, hâlâ da risk almaya devam ediyorsun. | Open Subtitles | أنت قُمت ببعض المجازفات أنا أعني, أنت مازلت تقوم بالمجازفات |
| Ben kararımı verdim. risk almaya değmez. | Open Subtitles | لقد إتخذت قراري ، إنها لا تساوي المخاطره |
| Bir ihtimal, bu şekilde hissetmen belki de seni bir yazar olarak daha fazla risk almaya itebilir. | Open Subtitles | هل هناك احتمال أن شعوراً كهذا قد يجبرك على المخاطرة أكثر ككاتبة؟ |
| Bir masumun hayatını kurtarmak risk almaya değer. | Open Subtitles | إنقاذ حياة الأبرياء في هو يستحق المخاطرة. |
| Haklı çıksam da çıkmasam da risk almaya değmez. | Open Subtitles | سواء أكنتُ مخطئاً أم لا الأمر لا يستحقّ المخاطرة |
| Dikkatli davrandığını biliyorum. Ama risk almaya değmez. | Open Subtitles | أعرف أنك حذر، لكن الأمر لا يستحق المخاطرة |
| risk almaya hazırdı çünkü inancı vardı. | Open Subtitles | وكان مستعدّاً للمخاطرة لأنه كان يعتقد بها |
| Masum bir adamın ipe gönderilmeyeceğine dair risk almaya hazırdım. | Open Subtitles | كنتُ مستعداً للمخاطرة أن رجلاً بريئاً لن يشنق |
| Ama risk almaya hazırsan... bu yıkımı fırsata çevirmek mümkün. | Open Subtitles | لكنّ هذا الدّمار يمكن أن يجلب الفرصة، إذا كنت على استعداد للمخاطرة. |
| Normalde kulaklıklarımı takıp uyuyacak, uyanacak ve biraz çalışacaktım ancak küçük bir risk almaya karar verdim ve yanımda oturan adamla sohbet etmeye başladım. | TED | في الغالب، كنت سأضع سماعات الرأس وأنام ثم أستيقظ وأنجز بعض المهام، ولكنني قررت أن أُخاطر قليلًا وبدأت في محادثة الرجل الجالس بجواري. |
| Uçuşun yaklaşık dörtte üçlük kısmında başka bir risk almaya karar verdim, laptopumu açtım ve sınıfımda yaptığım bir şey için oluşturduğum kitap taslağımı onunla paylaştım. | TED | وبمرور ثلاثة أرباع الرحلة، قررت أن أُخاطر مرةً أخرى، ففتحت حاسوبي المحمول وعرضت عليه كتابًا جمعته من أشياءٍ كنت قد قُمتُ بها في فصلي. |
| Sonuçlar risk almaya alışmanın gerçekten de ergenin duygusal düzeyini değiştirerek beynini değiştirebildiğini ve daha fazla risk almaya neden olduğunu gösterdi. | TED | وقد أظهرت النتائج أن التعود على المخاطرة بوسعه تغيير دماغ المراهق عن طريق تغيير مستويات حالتهم الشعورية، وهو ما يؤدي لاتخاذ مخاطرة أكبر. |
| Kumarbazlar, sahip olmamayı göze alamayacakları şeyler için risk almaya hazırdırlar. | Open Subtitles | هؤلاء مقامرون مستعدون بالمجازفة بما يمكن أن يكتسبوه |
| Risk aldın, hâlâ da risk almaya devam ediyorsun. | Open Subtitles | أنت قُمت ببعض المجازفات أنا أعني, أنت مازلت تقوم بالمجازفات |
| Ama bunun risk almaya değeceğine inanıyor musun? | Open Subtitles | لكن هل تظن حقاً انك تدرك حجم هذه المخاطره |