| Her iki şekilde de risk var ama bunun daha riskli olduğu kesin. | Open Subtitles | حسنا, هناك مخاطر في كلا الحالتين، ولكن هذه الطريقة بالتأكيد مخاطرها أكبر. |
| Down sendromlular için fazladan bir risk var mı? | Open Subtitles | هل هناك مخاطر تخص الاشخاص الذين يعانوا من متلازمة داون؟ |
| Bak, her halükarda risk var. | Open Subtitles | انظري, هناك مخاطر في كلتا الحالتين. |
| Büyük bir risk var ve yeni vakalar görülebilir. | TED | لا يزال هناك خطر كبير لظهور حالات إضافية هناك. |
| Ve uyku mahrumu, ehliyeti yeni almış ergenin direksiyonun başına geçmesinde risk var. | TED | كما أن هناك خطر اعطاء مراهق يعاني من نقص النوم رخصة قيادة جديدة، ووضعه خلف عجلة القيادة. |
| Evet, söylediğim gibi, Bay Novak, bir parça risk var. | Open Subtitles | حسناً,كما ذكرت لك يا سيد (نوفاك) هناك مخاطرة فى الأمر |
| Ancak büyük bir risk var. | Open Subtitles | لكن هناك مخاطرة عظيمة. |
| Birkaç belirgin risk var. | Open Subtitles | هناك مخاطر معينة |
| Söz konusu Bodaway Macawi olunca evet, işin içinde risk var, ama sana söz veriyorum, güvende olman için elimden geleni yapacağım. | Open Subtitles | إنّه (بوداواي ماكاوي)، لذا نعم، هناك مخاطر مُنطوية، لكن أعدكِ، سأفعل كلّ ما بوسعي لحمايتكِ. |
| -Risk var risk var... -Güle güle yanii | Open Subtitles | هناك مخاطر. |
| - Ameliyat olmamanda potansiyel risk var. | Open Subtitles | هناك خطر محتمل لنا في عدم تشغيله |
| Ölüm ya da felç gibi ciddi bir risk var. | Open Subtitles | هناك خطر بالموت أو الشلل |
| Dedektif Beckett'i gördüklerinde onun Elena olmadığını anlamaları gibi bir risk var. | Open Subtitles | مع ذلك، هناك خطر رؤيتهم للمُحققة (بيكيت) وإدراكهم أنّها ليست (إيلينا). |
| Ortada her zaman risk var, tatlım. | Open Subtitles | هناك مخاطرة دومًا، عزيزي، |
| Ortada her zaman risk var, tatlım. | Open Subtitles | هناك مخاطرة دومًا، عزيزي، |
| Elbette bir risk var. | Open Subtitles | هناك مخاطرة بالطبع |