| Ancak tam o anda, saatinizin bozuk olduğunun farkına varıyorsunuz ve tamir edecek zaman da yok. | TED | وعندها تلاحظ، ما سيثير فزعك، بأن ساعتك مكسورة، وليس لديك وقت لتُصلحها. |
| Süper hızlar, saatinizin yavaşlamasını sağlar... | Open Subtitles | ، السرعة الفائقة تجعل ساعتك تتباطئ بينما يسير كل شيء آخر بشكل طبيعي |
| - Her bilgisayarın kendine ait radyoaktif imzası vardır bu ister dizüstü bilgisayar olsun, ister telefon, hatta saatinizin bile. | Open Subtitles | حتى الحواسيب لديها بصمة إشعاعية إن كان حاسوبك الشخصيّ، هاتفك الخلويّ أو حتّى ساعتك |
| Bayım, lütfen saatinizin uçak odunda olduğundan emin olun. | Open Subtitles | سيدي ، من فضلك تأكد أن تكون ساعتك على وضع الطيران |
| Bayım, lütfen saatinizin uçuş modunda olduğuna emin olun. | Open Subtitles | سيدي ، من فضلك تأكد أت تكون ساعتك على وضع الطيران |
| Bayım, saatinizin uçak modunda olduğundan emin olun. | Open Subtitles | سيدي , تأكد أن ساعتك مضبوطة على وضع الطيران |
| Ama mucize eseri saatinizin bilekliği o damara baskı yapmış. | Open Subtitles | ...لكن المدهش قطعة معدنية من ساعتك قامت بعرقلة الشريان |
| Bayan Heather için çalışan kızlardan birisi kolunda sizin saatinizin iziyle ölü bulundu. | Open Subtitles | إحدى الفتيات التي تعمل عند السيدة (هيذر) وُجدت ميتة و بصمة ساعتك على رسغها |
| saatinizin yere düşmüştü. | Open Subtitles | . لقد سقطت ساعتك |