| Bunlar, Samar'ın verdiği bir kaç isim ve adres. | Open Subtitles | والارقام , والعناوين , الاسماء بعض هناك سامار قدمها التى |
| Sen Samar'ın dış dünyayla olan tek bağlantısısın. | Open Subtitles | الخارجى بالعالم سامار يربط الذى الجسر انتى |
| O halde Samar'ın dediği gibi, don don, Londra. | Open Subtitles | سامار يقول ان اعتاد كما اذا يالندن الامر انتهى , الامر انتهى |
| Doktor Khan, Samar'ın hızla iyileştiğini söylüyor. | Open Subtitles | سامار ان تقول خان الدكتوره للغايه جيد بشكل عافيته يستعيد |
| Sadiq Samar'ın hala dışarıda olduğunu ve Teğmen Wilt'i öldürdüğünü biliyoruz. | Open Subtitles | نحن نعلم أن صادق سامار مازال بالخارج وأنه قام بقتل الضابطة البحرية ويلت |
| Bulunan DNA örnekleri Samar'ın Mısır'daki bombalamayla da ilgili olduğunu gösteriyor. | Open Subtitles | النتائج تربط صادق سامار بشظايا القنبلة التى إنفجرت فى مصر ، أيضاً |
| Bu restoran, evim, hepsi Samar'ın sayesinde oldu. | Open Subtitles | المطعم هذا سامار ل ملك مافيه بكل منزلى |
| Çünkü ben Samar'ın aşk hikayesine hiç dahil olmadım. | Open Subtitles | ابدا اوجد لم لاننى سامار حب قصه فى |
| Evet, efendim! Samar'ın mutfağı. | Open Subtitles | , سيدى يا نعم كيتشين سامار |
| Samar'ın yüzünden kendime engel oluyordum. | Open Subtitles | سامار بسبب نفسى امنع انا |
| SS, Sadiq Samar'ın kısaltması. | Open Subtitles | تعني صادق سامار SSألـ |
| Samar'ın yanında mısın? | Open Subtitles | مع سامار ؟ ... كيف إستطعتم |