| İPhone'mu uyuşturucu almak için satmaya çalıştı. | Open Subtitles | لقد حاول بيع هاتفي من أجل المخدرات. |
| Sonradan dijital kamera satmaya çalıştı ama geç kalmıştı, çünkü herkesin telefonunda vardı. | Open Subtitles | ثُمّ حاول بيع آلات التصوير الرقميّة، ولكن حينئذٍ كان الأوان قد فات لأنّ الجميع كان لديهم واحدة على هاتفهم الخلويّ. كأنّه لم يتوقّع حدوث ذلك. |
| Arkamızdan iş çevirip filmi satmaya çalıştı. | Open Subtitles | لقد حاول بيع الفيلم دون علمك |
| Beni satmaya çalıştı ama dövüşte yaralandı. | Open Subtitles | حاول بيعي ولكنه كان مصاباً في معركة |
| "Jenny senin, etiketi değiştirilmiş ilaçlarını satmaya çalıştı ve bu ilaçlar bir şekilde, kocanla yattığını söyleyen kadından geliyor. " mu diyelim? | Open Subtitles | -نخبرها ماذا؟ "جيني) حاولت بيع أدويتك التي لاتحمل اسماً , والتي بطريقة ما) جاءت من المرأة التي قالت أنها نامت مع زوجك"؟ |
| Benzin istasyonundaki adam, satmaya çalıştı. | Open Subtitles | رجل عند محطة الوقود حاول أن يبيعني اياها |
| Ve babamın eski koltuğunu satmaya çalıştı ama ben engelledim. | Open Subtitles | و هي حاولت أن تبيع كرسي أبي لكنني أوقفتها |
| Lanet mülklerimi kendisininmiş gibi satmaya çalıştı. | Open Subtitles | حاول بيع ممتلكاتي كأنّها ملكه |
| - Dün gece ne oldu? - Casey'nin güvenliği sandığımız kişi bilgisayarı Çinlilere satmaya çalıştı. | Open Subtitles | الرجل الذي حسبناه الحارس الشخصي لـ(كايسي) حاول بيع الحاسوب النقال إلى الصينيين |
| - Onun burada olmasını istemiyorum. Bebeği satmaya çalıştı. | Open Subtitles | لا أريدها هنا حاولت بيع الطفل |
| Adam bana karides satmaya çalıştı. | Open Subtitles | حاول رجل في أحد المتاجر أن يبيعني الروبيان |
| Bana esrar satmaya çalıştı. | Open Subtitles | حاولت أن تبيع لى مريجوانا |