| Yılın bu zamanında seller ve tropikla yağmurlarla savaşıyoruz. | TED | نحارب الفيضانات ، الامطار الاستوائية في هذا الوقت من العام. |
| İnsanların çoğu seller ve yangınlar... yüzünden evsiz kalmış ve bu mahalleye yerleşmişti. | Open Subtitles | كانت عائلات كثيرة متشردة بسبب الفيضانات وأعمال الإحراق المتعمّد في أحياء الأقليات |
| Kar fırtınaları ve seller onun için hiçbir şey değil. | Open Subtitles | العواصف الثلجية و الفيضانات لا شيء بالنسبة له |
| Antarktika, yaygın seller oluşturan yaz fırtınaları yaşamakta. | Open Subtitles | كانت القارة القطبية الجنوبية تتعرض لعواصف تسبب فيضانات واسعة النطاق |
| Volkanik kanalların oluşumunu açıklayan son kanıt bir bakıma budur. Ani ve yıkıcı seller belli aralıklarla etkisini göstermiş olmalı. | Open Subtitles | هذا هو آخر دليل يفسر تكوّن القنوات الجافة، لا بد أن الفيضان الكارثيّ العارم حدث مجدداً في وقت لاحق. |
| Sıcak hava dalgası, seller ve kuraklık açısından aşırılık önemli derecede verimliliği etkiliyor. | TED | تقلباتٍ تتمثل في موجات الحر والفيضانات ونوبات الجفاف والتي لها بالغ الأثر على الإنتاجية. |
| Bu seller, orman canlılarını bir araya topluyor, bu da karşılaşmalara sebep oluyor. | Open Subtitles | تدفع هذه الفيضانات مخلوقات الغابة للتلاقي وهذا ما قد يقود لمواجهات |
| İnsanların çoğu seller ve yangınlar... yüzünden evsiz kalmış ve bu mahalleye yerleşmişti. | Open Subtitles | كانت عائلات كثيرة متشردة بسبب الفيضانات وأعمال الإحراق المتعمّد في أحياء الأقليات |
| seller ve depremler yaratıyordu ve bunun tanrının davranış tarzı olduğu söylendi inançların sindirici tarihine gelişi güzel bir göz attığımızda kurgulanmış efsaneler oldukları tarih süresince etkilenerek zirve noktasına geldikleri ortaya çıkar örneğin ,hristiyanlık inancının en önemli öğretisi | Open Subtitles | عندما لا يتصرّف الناس بشكلٍ مناسب. يخلق الفيضانات والزلازل ويقولون انه عمل من اعمال الله. |
| 1910'da seller sırasında bir kadının hayatını kurtarırken tanışmışlar. | Open Subtitles | أثناء الفيضانات أنقذ حياة سيدة |
| Küresel ısınma, seller, tüm arıların kaybolması. | Open Subtitles | الاحترار العالمي الفيضانات و اختفاء النحل - نعم - |
| Gökyüzüne çıkan seller. | Open Subtitles | الفيضانات التي تلتقي بالسماء |
| Hortumlar, depremler, seller. Brick'i bunların ortasına atacağız. | Open Subtitles | الأعاصير ، الزلازل ، الفيضانات وسيكون( بريك) مسؤلاًعن هذاالأمر. |
| seller, plajlar... | Open Subtitles | الفيضانات,السواحل... |
| Savaşlar, seller... | Open Subtitles | الحروب، الفيضانات... |
| Beni kendi silahı yaptı. Fırtınalar, seller, ölüleri diriltmek. | Open Subtitles | لقد جعلني سلاحه، أعاصير، فيضانات ..أحياء الموتى |
| Hayal ettiğimiz bu gelecekteki şehirde tekrarlanan seller, süpermarketlerde hiç yiyecek olmadığı dönemler, ekonomik dengesizlikler, işlemeyen tedarik kanalları var. | TED | نتخيل العيش في مدينة بالمستقبل بها فيضانات متكررة، حيث تمر فترات من انعدام المواد الغذائية في المتاجر، انعدام الاستقرار الاقتصادي، وانقطاع سلاسل التموين. |
| Yaşanmaz bir dünyaya doğru ilerliyoruz: korkunç fırtınalar, azılı seller, yok edici kontrolsüz yangınlar, bizi alevli güneşin altında pişirecek çılgın sıcaklık dalgaları. | TED | نحن نتجه نحو أرض غير صالحةٍ للسكن: عواصف متوحشة، فيضانات قاتلة، حرائق غابات مدمرة، موجات حر مجنونة تطهونا تحت الشمس الساطعة. |
| Fosiller, çoğunun boğulduğunu göstermiştir. Yaygın mevsimlik seller sonucu. | Open Subtitles | أوحت لنا الأحفورة بأنَّ هذا كان غرقاً جماعيـّاً نتج عن الفيضان الموسمي واسع الإنتشار |
| Mevsimsel muson yağmurları, Centrosaursları içlere doğru sürer seller uzak kıyılara sürükler. | Open Subtitles | الرياح الموسمية تسوق السينتروصورات للداخل بعيدًا عن الفيضان الساحلي |
| seller yavaşça kuruyarak... damar gibi akan akarsulara çekiliyor. | Open Subtitles | يُصرّف الفيضان تدريجياً وينحسر إلى ممرات الماء القائمة التي تمتد عبر الغابة كالأوعية الدموية |
| Depremler, kıtlıklar, seller önlenebilir. | Open Subtitles | . إهتزازات الأرض ، والمجاعات ، والفيضانات ، من الممكن أن تتوقف |
| Depremler, seller, realite programları. | Open Subtitles | لا نستطيع التحكّم فيها كالزلازل والفيضانات وبرامج الواقعية. |