| Tıka basa oturmuş 1.100 kişi ve elinizi sıkmak ve Ig Nobel'inizi vermek için kürsüde daha önce Nobel kazanmış kişiler sizi bekliyor oluyorlar. | TED | تناسب 1100 شخص إنها تتكدس إلى الخياشيم وفي الأعلى على المنصة، ينتظرك لمصافحتك، ينتظرك ليناولك جائزتك ايج نوبل حفنة من الفائزين بجائزة ايج نوبل. |
| Bay Kirschenbaum'un arabası aşağıda ve saat 2 de sizi bekliyor. | Open Subtitles | سيارة السيد كيرشنبام تنتظر بالاسفل وموعدك للساعة الثانية ينتظرك |
| Uçağı geri döndürüyoruz. Eski bir dostunuz sizi bekliyor. | Open Subtitles | سنقوم بتحويل مسار الطائرة هنالك صديق قديم لك بانتظارك |
| Cebimdeki para ve iyi bir at sizi bekliyor. | Open Subtitles | المال فى جيبى و هناك حصان جيد بإنتظارك .. |
| Gecenin, korkunç davetkâr olduğunu biliyorum ama bayan Vale sizi bekliyor. | Open Subtitles | أنا أعلم أن الليل مغري بالنسبة لك لكن الآنسة فيل تنتظرك |
| sizi bekliyor, gerçekten ve ona iyi gelecek. | Open Subtitles | حقا. إنه يتوقع قدومك. وسيكون هذا جيدا له. |
| Sizi Lake Tahoe'ya götürmek için Reagan Havaalanı'nda bir Gulfstream sizi bekliyor. | Open Subtitles | جالف ستريم في انتظارك في مطار ريجان الدولي لينقلك الي بحيره تاهو |
| Bay Wong sizi bekliyor muydu? | Open Subtitles | هل السيد وانج يتوقع حضورك ؟ |
| Konsolos sizi bekliyor, Sayın Başkan. | Open Subtitles | القنصل ينتظرك, سيدى الرئيس اتبعنى من فضلك |
| Yavaş yavaş değişiyorum. Ofisinizde bir hasta sizi bekliyor. | Open Subtitles | او السلم المتحرك , ربما يوجد مريض ينتظرك في مكتبك |
| Geminizin güvertesinde bundan çok daha fazlasi sizi bekliyor. | Open Subtitles | هناك المزيد من هذا ينتظرك على سطح سفينتك. |
| Batı köprüsünü denesen, sizi bekliyor olacaklar. | Open Subtitles | إن حاولت سلوك جسر الطرف الغربيّ فسيكونون بانتظارك |
| 10:30'da sizi bekliyor olacaklar. | Open Subtitles | سيكونون بانتظارك عند الساعة الـ 10: |
| Saat on oldu, dostlarımız sizi bekliyor. | Open Subtitles | انها العاشرة، أصدقائنا كلّهم بإنتظارك |
| Bir gün bir uygulama bildirimi alıyorsunuz, favori sanatçınız seksi bir kısa hikaye yazmış ve sizi bekliyor. | TED | ويومًا ما تتلقى تنبيه على التطبيق ويقول بأن ممثلك المفضل كتب قصة قصيرة مثيرة وهي تنتظرك. |
| Leydi Mortdecai, Dük sizi bekliyor. | Open Subtitles | أهلا يا سيدة موردكاي الدوق يتوقع قدومك |
| Bayan Hamilton, Doktor Wilson sizi bekliyor. | Open Subtitles | سيدة هاميلتون، دكتور ويلسون في انتظارك دعه ينتظر، سأعود إلى بيتي قد فعلت ما يكفي |
| - İnsan kaynakları yöneticimiz sizi bekliyor. | Open Subtitles | نعم ... نعم مدير شؤون الموظفين سيراك الآن |
| İyi günler, beyler. Bay Chevenix sizi bekliyor. | Open Subtitles | مساء الخير سادتى, السيد شافيز بانتظاركم |
| Her türlü zevk ve macera sizi bekliyor. | Open Subtitles | بكل أنواع المتعة فالمغامرات تنتظركم |
| Öğrenciler sizi bekliyor, şu taraftalar. | Open Subtitles | إن الطلبة في إنتظارك إذا أتيت من هذا الطريق |
| Bayan Blaney sizi bekliyor muydu? | Open Subtitles | هل مسز بلانى تتوقع حضورك ؟ |
| Onbaşı ciple sizi bekliyor. Sizi uçuş hattına geri götürecek. | Open Subtitles | العريف ينتظركم بالخارج في سيارة الدفع الرباعي سيعيدكم للميناء الجوي |
| Sanırım ölüm, çok uzun zamandır sizi bekliyor. | Open Subtitles | أعتقد أنَّ الموت كان ينتظركَ منذ زمن بعيد |
| Şirket yöneticileri, konferans odasında sizi bekliyor. | Open Subtitles | إن مدراء الشركة ينتظرونك في غرفة الإجتماعات |