| Bay Russell, hikayenizi iki dakika bile dinlemezdim,... ..hatta sizi içeri bile almazdım fakat telefonda söylediğiniz birşey vardı. | Open Subtitles | .. ماكنتلأستمعإلىقصتك، ولولدقيقتين. وما كنت لأسمح لك بالدخول هنا لو لا شيء قلته فى الهاتف |
| Ağaç ve taş, rüzgar ve ateş, toprak ve su, sizi içeri alıyorum. | Open Subtitles | بواسطة الحجر و الخشب بفعل الرياح و النار عن طريق البر و البحر اسمح لك بالدخول |
| Korkarım bunlardan içmezseniz, Bay Ellsworth sizi içeri almayacak. | Open Subtitles | أخشى أنه لن يسمح لك بالدخول حتى تشرب أحد هذه المشروبات أولاً |
| Pekala. Karım uygun bir şeyler giyer giymez sizi içeri alacağım. | Open Subtitles | حسنا، حينما ترتدي زوجتي ملابسها، سأسمح لكم بالدخول |
| Tamam, tamam sizi içeri alacağım ama elektronik cihazlarınızı dışarda bırakmanız lazım. | Open Subtitles | حسناً، سأسمح لكم بالدخول ولكن عليكم ترك أجهزتكم الكهربائية في الخارج |
| Pekala, siz ikiniz gidip tatlıları getirin, ben de sizi içeri sokayım. | Open Subtitles | حسناً، أنتما الإثنتان أحضرا الحلوى وسأسمح لكما بالدخول. |
| Burayı kiralayana kadar ben de duymamıştım. Ama şimdi sizi içeri götürmem gerekiyor, tamam mı? | Open Subtitles | وأنا أيضاً إلى أن إستأجر هذا المكان والأن يجب علىّ إدخالكم |
| Herkes uyurken, sizi içeri alacağım. | Open Subtitles | وحين يهدأ كل شيء وينام جميعهم أترككم تدخلون |
| Bakın, üzgünüm, ama biletiniz yoksa, ve adınız bu listede yoksa, sizi içeri alama. | Open Subtitles | اسمع، أنا آسف، ولكن إن لم يكن لديك تذكرة، واسمك ليس موجوداً في لائحة الضيوف فلا يمكنني ادخالك |
| Korkarım bunlardan içmezseniz, Bay Ellsworth sizi içeri almayacak. | Open Subtitles | أخشى أنه لن يسمح لك بالدخول حتى تشرب هذه اولا |
| sizi içeri alırsam, başkası var mı diye kontrol eder misiniz? | Open Subtitles | اذا سمحت لك بالدخول انظري اذا هناك أي شخص بالداخل |
| Affedersiniz efendim ama sizi içeri alamam. | Open Subtitles | معذرةٌ يا سيّدي، ليس بمقدوري السماح لك بالدخول. |
| Davetiye veya site kartınız olmadan sizi içeri alamam. | Open Subtitles | لا أستطيع السماح لك بالدخول بدون دعوة أو بطاقة إقامتك |
| Valizinizi falan taşımayacağız çünkü sizi içeri almayacağız. | Open Subtitles | لن نساعدك بأمتعتك لأننا لن نسمح لك بالدخول. |
| -...ne yazık ki sizi içeri alamam. | Open Subtitles | اخشى انني لا استطيع السماح لك بالدخول |
| - Dur biraz, Kimmy mi aldı sizi içeri? | Open Subtitles | أنتظر أنتظر .. كيمي هي من سمحت لكم بالدخول ؟ صحيح |
| Soygun sizi içeri sokacak ve kaynağa ulaşmanız için zaman-- | Open Subtitles | ستسمح السرقة لكم بالدخول ومنحكم وقت للدخول إلى محطتنا |
| Soygun sizi içeri sokacak ve kaynağa ulaşmanız için zaman-- | Open Subtitles | ستسمح السرقة لكم بالدخول ومنحكم وقت للدخول إلى محطتنا |
| Kapıdan geçin. sizi içeri alacağım. | Open Subtitles | سأسمح لكما بالدخول عبر البوابة الكهربائية |
| Evi kiralayana kadar bende aynı durumdaydım. Şimdi sizi içeri götürmem lazım, tamam mı? | Open Subtitles | وأنا أيضاً إلى أن إستأجر هذا المكان والأن يجب علىّ إدخالكم |
| Her neyse, sizi içeri alamam. Genç Killua'nın arkadaşlarının iskeletlerini toplamak istemem. | Open Subtitles | عامة لا يمكنني أن أترككم تدخلون فلا أودّ أن يتحوّل أصدقاء (كيلوا) إلى هياكل عظميّة. |
| Tanrı dedi ki " sizi içeri alamam" | Open Subtitles | الرب قال لا لا أستطيع ادخالك هناك |