| Genelev işlettiğim ve ajan olduğum iddiası ile suçlandım. | TED | قد اتُهمت بإدارة بيت دعارة، و اتهمت بأنني جاسوسة. |
| Bir seferinde hırsızlıkla suçlandım, ama bir hataydı. | Open Subtitles | اتهمت بسرقة متجر قبل ذلك ولكنها كانت غلطة |
| Geçen sene o kadar çok konudan dolayı suçlandım ki bu konuda suçsuzluğumu ispatlayabileceğimi fark ettim... | Open Subtitles | لقد تمَ اتهامي بالكثير من الأشياء في السنة الماضية و عندما أدركتُ أنهُ يُمكنني حقاً أن أُثبتَ برائتي من هذه التُهمة |
| Tanrı biliyor ya, ben bile doğru olmayan bir çok şeyden ötürü suçlandım. | Open Subtitles | الرب يعلم بأنني أتهمت بأمور كافية، لم تكن صحيحـة |
| Kendi servisim tarafından alıkonuldum, hainlikle suçlandım. | Open Subtitles | تمّ نقلي بواسطة حرسي الخاص اُتهمت بالخيانة |
| Başkasının malına zarar vermekle ve ağır kusurlu olmakla suçlandım. | Open Subtitles | وقد تم إتهامي بالإهمال وتحطيم ملكية الأخرين |
| Zorbalık, yamyamlık ve eşcinsel tecavüzle suçlandım. | Open Subtitles | لقد إتهمت بإغتصاب رجل بوحشية |
| Gaby, bir akşam yemeği partisinde... barbekü sosunu servis etme fikrinden... suçlandım. | Open Subtitles | غابي من بين كل الأمور التي اتهمت بها فكرة أنني سأقوم بتقديم صلصة الشواء |
| Duygusuz, kalpsiz ve umursamaz olmakla suçlandım. | Open Subtitles | اتهمت تقريباً أنني باردة الدم ومتحجرة القلب وغير مكترثة |
| Süt çalmak ile suçlandım. | Open Subtitles | أنا اتهمت بجريمةِ سَرِقَة الحليب |
| Bu gece yapmadığım birçok şeyden ötürü suçlandım. | Open Subtitles | لقد اتهمت بفعل الكثير من الأشياء الليلة |
| Steroid kullanmakla ilk kez o zaman suçlandım. | Open Subtitles | وحينها تم اتهامي بتعاطي السترويد لأول مرة |
| Çok korkunç fotoğraflar çekmekle suçlandım ve insanlar sürekli "Hiç birine yardım ettin mi?" diye soruyorlar. | Open Subtitles | وتم اتهامي دائما بالتقاطي صور فضيعة وان كنت اساعد الناس ام اصورهم فقط |
| Cinayetle suçlandım. | Open Subtitles | مقـابل أعتـرافـه تم اتهامي بالإجرام |
| Şimdiye kadar birçok şeyle suçlandım, ifade etme noksanlığı bunlardan biri değil. | Open Subtitles | لقد أتهمت بأمور عديدة وعدم الوضوح ليس أحدها |
| Sosyalist olmakla suçlandım. | Open Subtitles | كان كارثة , لقد أتهمت بأني أشتراكي |
| Rüşvet almakla suçlandım. | Open Subtitles | وإنما اُتهمت بقبولها |
| Haksız yere suçlandım. | Open Subtitles | لقد اُتهمت ظُلمًا |
| Bu vahşeti işlemekle suçlandım. | Open Subtitles | تم إتهامي بالقيام بهذا العمل الوحشي |
| - Bir adamı öldürmekle suçlandım. | Open Subtitles | - إتهمت بقتل رجل. |
| Belediye meclisindeydim. Tıbbi uygulama hatasıyla suçlandım. | Open Subtitles | كنت أحد أعضاء مجلس المدينة لفقوا إليّ تهمة الإهمال الطبي |
| Yanlış şeyler yaptığım için suçlandım fakat bu yanlış suçlamalar bizi yıldırmayacak. | Open Subtitles | لقد اتهموني بالخطيئة، ولكن تلك الاتهامات الكاذبة لن تردعنا. |