| Böylelikle tüm bir dizi gelişmekte olan yeni anlam var ve yine de bir şeylerin yolunda olmadığını düşünmesi kolay. | TED | لذا لدينا بطارية كاملة للإنشاءات الجديدة التي تتطور، وحتى الآن فمن السهل أن يفكر، حسنا، لا يزال هناك شيءٌ خاطئ. |
| Bir ömür bekledim, tüm bir ömür, Django'yu bu tabutun içinde gömmek için. | Open Subtitles | حياة كاملة تنتظرنى فى ذلك الصندوق على دفنها |
| Birine teşekkür edeceksen, binlerce yıl önce patlayıp ölüme yol açan ama tüm bir medeniyeti kusursuzca koruyan volkana et. | Open Subtitles | أشكري البركان الذي ثار منذ آلاف السنين قاتلاً الناس لكن محافظاًعلى حضارة كاملة |
| Bu, Lampoon günlerinde çıkan tüm bir katalogdan alındı --yaklaşık 18 sayfalık bir katalog işin temelini aldığım yer. | TED | وهذا من كتالوج كامل يقع فى 18 صفحة أو نحو ذلك أعيد تشغيله في أيام لامبون حيث شذبت اسناني |
| Bir keresinde ana gemilerden oluşan tüm bir filoyu yok etmiştik. | Open Subtitles | في وقت ما تمكننا من هزيمة أسطول كامل من السفن الرئيسية |
| Bu yüzden düşkün devletler tüm bir bölgeyi kaosa ve çatışmaya sürükleyebilir. | TED | ولهذا السبب يمكن للدول الفاشلة ان تسحب مناطقها بأكملها الى الفوضى والعنف |
| Ben burada tüm bir aileye sahibim. Ben sadece bir kız kardeşden yoksundum. | Open Subtitles | عثرت هنا على عائلة كاملة ، كل ما كان ينقصني كان شقيقة |
| Müzik bir zaman dilimidir. Nasıl olur da tüm bir senfoniyi bir AN'a sıkıştırabilirsin ki? | Open Subtitles | الموسيقاً مؤقته ,كيف بأمكانك تحمل رزمة كاملة من السمفونية في لحظة واحدة فقط |
| tüm bir bölüğü böyle feda edemezsiniz! | Open Subtitles | لا يمكنك أن تضحي بفرقة كاملة بهذه البساطة |
| O çocuk sizi ele geçirmek için tüm bir Kruvazörü yoketti öylece gitmesine izin mi vereceksiniz? | Open Subtitles | هذا الطفل دمر طرادة كاملة فقط ليقوم بقتلكَ وسوف تدعه يذهب؟ |
| tüm bir yıl. Oh, um... Pekala, ben hala öğrenciyim. | Open Subtitles | إنها لسنة كاملة حسنا, أنا لا أزال في المدرسة |
| 5 yaşındayken, tüm bir yılımı annem Appaloosalı biriymiş gibi davranarak geçirdim. | Open Subtitles | عندما كنت في الخامسة ولمدة سنة كاملة كنت أتظاهر أن أمي هى جنية |
| Sanal bir doktor! tüm bir odayı sterilize edebiliyor. | Open Subtitles | إنها طبيبة ظاهرية غير حقيقية قادرة على تعقيم غرفة كاملة |
| Olağanüstü, gerçekten nasıl oluyor da bir erkeğin basit kadın arzusu tüm bir milleti... ya da gizliden ele geçirilmiş yönetimi ortadan kaldırabiliyor. | Open Subtitles | مبهر، حقا كيف شئ بسيط مثل رغبة رجل في الجنس تلغي حضارات كاملة |
| Eğer yemek yemezsek Rüyatoryum'da Müfettiş Uzayzaman'ın tüm bir... | Open Subtitles | إذا لم نأكل يمكننا أن نحاكي حلقة كاملة من محقق الزمن |
| Paralel olarak çalışan iki takımımız vardı bir takım, işin kimyasal yönüyle diğer takım da tüm bir kromozomu naklederek yeni hücreler yaratmakla uğraşıyordu. | TED | لذا كان عندنا فريقين يعملان بشكل متوازٍ فريق يعمل في الكيمياء وفريق يحاول أن يقوم يزرع كروموسومات كاملة لإنتاج خلايا جديدة. |
| CEO'lar ile yakın zamanda yapılan başka bir çalışma daha var bu çalışmada tüm bir hafta boyunca CEO'ların etrafında gelişmeleri takip ettiler | TED | وهناك دراسة اجريت على المدراء التنفيذيين حيث تابعوا المدراء التنفيذيين طوال اسبوع كامل |
| Ama durum şu ki, böyle köpekler buna benzer takıntılarla tüm bir günü geçirebiliyor. | TED | المشكلة أن الكلاب يمكن أن تكتسب مثل هذه العادات ثم تنغمس في ممارستها ليوم كامل. |
| tüm bir sene için ülkenin her tarafından girişimcilerle ve meclis ile çalıştık. | TED | لمدة عام كامل, عملنا مع رواد أعمال من جميع أنحاء البلد و مع الكونغرس. |
| Sadece sel almış şehirleri, ölen on binlerce insanı ve tüm bir ulusun yerle bir olmuş bina yığınlarına dönüşmesini değil | TED | ولا أعني فقط مدناً غارقة وعشرات الآلاف من الضحايا، وأممًا بأكملها تحوّلت إلى أنقاضٍ من المباني المحطّمة. |
| tüm bir kasabanın sivilleri Goa'uld tarafından ele geçirilirken, öylece oturup seyretmiştiniz. | Open Subtitles | ماذا عن ستيف في ولاية أوريغون لقد وقفتم متفرجين بينما كان الجوائولد يحتلون مدينة بأكملها مليئة بالمدنيين |