| Sadece yalan söylediğiniz için suçlusunuz. Tıpkı bu aile gibi. | Open Subtitles | أنت لست مذنب بأيّ شئ آخر من الكذب، مثل هؤلاء الناس. |
| Eğer benimle kalırsa, hayatının sonuna kadar burada kalırmış Tıpkı bu zavallılar gibi, ne oldu diye düşünerek. | Open Subtitles | قالتْ إذا بَقيتْ مَعي هي ستَنتهي هنا لبقية حياتها مثل هؤلاء كبيري السن الحزانى المُتَعجِّب بِحقّ الجحيم ما حَدثَ. |
| Tüm soygunlarda 2 ya da bazen 3 maskeli adam güvenlik kameralarını devredışı bırakıp, gişelerin ardına geçmişler ve Tıpkı bu adamlar gibi doğruca kasaya inmişler. | Open Subtitles | في كلّ قضيّة منها، رجلان، أحياناً ثلاثة رجال مُقنعين، يُعتمون الكاميرات الأمنيّة، يتنازلون عن أدراج الصرّافين، ويذهبون مُباشرة للخزنة، تماماً مثل هؤلاء الرجال. |
| Evet Tıpkı bu ikisi gibi. Gilbert Dean Reeder kamyon şoförüydü. | Open Subtitles | أجل مثل هؤلاء الإثنان , " جيلبيرت دين ريدر " كان سائق شاحنة |
| Tıpkı bu çocuklar gibi yapayalnızdı. | Open Subtitles | مثل هؤلاء الاطفال |
| Tıpkı bu puştlar gibisin! | Open Subtitles | ! أنتِ مثل هؤلاء الحمقى فحسب |