| Ayaklarının tabanları çok kalın ve üstü çok tüylü olduğundan ayakkabı giymezler. | Open Subtitles | ولا يرتدون أحذية، لأنهم ذوي باطن أقدام سميكة جدا بأسفل أقدامهم وينبت بأعلى أقدامهم شعر كثيف |
| Maket bıçakları tabanları düzeltmek için kullanılır. | Open Subtitles | صندوق القطع يستخدم من أجل زكرشة باطن القدم. |
| - tabanları çoktan çizildi ve içi kanımla doldu. | Open Subtitles | ومجرجر باطن يصل، وتمتلئ الدواخل مع دمي. |
| Genital, diş ayak tabanları. | Open Subtitles | الأعضاء التناسلية، الأسنان باطن الأقدام |
| Ayak tabanları yumuşak görünüyor, nasırlı değil. | Open Subtitles | و باطن قدمه يبدو رقيق لين ، ليس مُتصلب. |
| Bu yüzden ayakkabılarının tabanları deliklerle doluydu." | Open Subtitles | و كان باطن أحذيتهم, مليئة بالثقوب" |
| Ayak tabanları. | Open Subtitles | اريني باطن قدمكِ |