| Biz gelişigüzel kullanırız diye Tanrı bile isminin ne olduğunu bilmemizi istemiyor. | Open Subtitles | حتى الله لا يريد أن نعرف اسمه حتى لا يبدأ الجميع باستخدامه |
| Kimse bunu senden geri alamaz, Tanrı bile. | Open Subtitles | لا احد يمكن ان يأخذ ما هو بعيد عنك ولا حتى الله |
| Burada bizim nasıl hayatta kaldığımızı kimse sorgulayamaz Tanrı bile! | Open Subtitles | وإلا كيف سننجو هنا لا أحد يُمْلك الإجابة لَيسَ حتى الله |
| Tanrı bile gölgelerde yeşili kullanmamış, Mrs. Donahue. | Open Subtitles | حتى الله لم يخلق ظلاً أخضر يا سيدة دانهيو |
| Çünkü biliyorum, eğer 70 dakika içinde birlikte hayatınızın en iyi hokeyini oynarsanız Tanrı bile bu 70 dakikanıza kayıtsız kalamaz. | Open Subtitles | لأنى اعرف انه لو فى هذه الدقائق السبعين كل لاعبة فى هذا الفريق لعبت احسن هوكى فى حياتها حتى الرب لن يأخذ منكم الدقائق السبعين هذه |
| Yaptıklarımdan pişmanım ama Tanrı bile geçmişi değiştiremez. | Open Subtitles | ويؤسفني أن الامور حصلت ولكن حتى الله لا يمكنه تغيير الماضي |
| Tanrı bile bazen insanların şanslarının yaver gitmediğini görebilir. | Open Subtitles | حتى الله يجد في بعض المرات الاشخاص يملكون حظاً سيئاً |
| Eğer bana karşıysan Tanrı bile sana yardım edemez. | Open Subtitles | ولو كنتَ ضدّي حتى الله لا يستطيع مساعدتك |
| Tanrı bile ona zaman harcamak istemiyor. | Open Subtitles | حتى الله لا يريد قضاء أي وقتٍ معها. |
| Kimse yaptıramaz, Tanrı bile! | Open Subtitles | حتى الله لا يمكنه |
| Bunun için sizi Tanrı bile bağışlamayacak. | Open Subtitles | حتى الله لن يسامحكم على هذا |
| Tanrı bile bir hatayı affeder. | Open Subtitles | حتى الله يغفر خطأ واحد. |
| Ve eğer Tilki'ye yaklaşırsanız, eğer onu köşeye sıkıştırırsanız o zaman size Tanrı bile yardım edemez. | Open Subtitles | (و لو أنكم اقتربتم من (الثعلب و لو حاصرتموه فساعتها حتى الرب لن يتمكن من نجدتكم |