| Onun El Gato hakkındaki bilgileri ile bizim bilgiler arasındaki Tutarsızlığı düzeltmeye çalışıyordum | Open Subtitles | لقد كنت أحاول توضيح التناقض بين معلوماتنا بما يخص " إل غاتو " ومعلومات |
| Kendisi Bay White'ın mumyalama işlemini yaparken Tutarsızlığı ortaya çıkaran mortisyendir.* | Open Subtitles | إنّها الحانوتية التي كانت في خضم (عملية تحنيط السّيد (وايت عندما إكتشفت التناقض |
| - Tutarsızlığı öğrenmişler, ifade değiştirilmiş | Open Subtitles | لو)؟ ) كانوا يعلمون عن التناقض بالتقرير |
| O 48 saatin her dakikasında ifademdeki Tutarsızlığı yakalamak için çabaladılar. | Open Subtitles | حاولوا بكل دقيقة من تلك الـ 48ساعة إيجاد تناقض بالقصة |
| Görüyorsun Dyson, Tutarsızlığı bulmaya ihtiyacımız var. | Open Subtitles | أترى دايسون ، يجب أن نعثر على تناقض |