Bu gerçekten önemli bir söyleşiydi, ve bu yalnızca UGA'yı ya da hükümeti etkilemiyor. Sizi ve internet sağlayıcılarını da etkiliyor. | TED | هذه مناقشه مهمه, وتأثيرها, ليس فقط على الوكاله, ليس فقط على الحكومه, تأثيرها عليك انت, على شركات الانترنت, |
UGA'da çalışanlar için ise durum -- 35,000'in üzerinde kişi çalışıyor. | TED | ماذا لو قام شخص يعمل في الوكاله -- وهناك اكثر من 35 الف شخص يعملون هنا |
Yani, her zaman bu tarz şeyleri tartışırız yürütme organında, UGA'nın içinde ve istihbarat teşkilatında hep süregelen bir tartışma olur; neyin doğru, orantılı ve yapılması gerekenin ne olduğuyla ilgili. | TED | اعني, نحن نتناقش في هذه الاشياء طوال الوقت, وهناك نقاش يدور في القطاع التنفيذي وداخل الوكاله نفسها ومجتمع اجهزه الاستخبارات حول ما هو الصحيح, ما هو المناسب, ما هو الشيئ الصحيح فعله. |
UGA'nın iki görevi var. | TED | وكاله الامن القومي الامريكيه لديها مهمتين . |
Bu açıdan, UGA'nın yaptıkları, Almanya'daki otoritelerin, insanların hangi kitapları okuduklarını ve aldıklarını anlamak için her matbaaya bir cihaz takmasıyla eşdeğerdir. | TED | ومن هذا المنظور, ما قامت به وكاله الامن القومي الامريكيه مساوي لما قامت به السلطات النازيه الالمانيه من وضع اجهزه في المطابع يكشف اي الكتب قام الناس بشراءها وما الذي قاموا بقراءته. |
535 kişiden oluşuyorlar ve sık sık değişiyorlar, -2 yılda bir- ve UGA'nın gerekli tüm bilgiyi komitenin dikkatine sunduğunu düşünüyorum, bu aşamadan sonra bilgilerin komite içinde dağıtılmasının görevi komiteye ait. | TED | هناك 535 عضوا, يتغيرون باستمرار, مره كل عامين بالنسبه للبرلمان, واعتقد ان الوكاله قدمت كل المعلومات اللازمه للمجالس الاشرافيه, ونشر هذه المعلومات من قبل اللجنه الاشرافيه عبر الكونجرس هو شيئ يديرونه. |
Yok öyle bir şey. Diğeri ise, UGA'nın iki amacı var, savunma konusunda oldukça önyargılıyız, vakaların büyük bir çoğunluğunda bulduğumuz güvenlik açıklarını o ürünleri üretmek ve geliştirmekle sorumlu kişilere tebliğ ederiz. | TED | والامر الاخر هو الوكاله لديها المهمتان, ونحن نميل بشده للجانب الدفاعي, وفي الواقع, نقاط الضعف التي نجدها في الغالبيه العظمى من الحالات, نقوم باخبار الاشخاص المسؤولين عن تصنيع و تطوير هذه المنتجات. |
Ve bu UGA'nın geçmişte pek yaptığı bir şey de değil, ve teknolojide zorlayıcı bir hal aldı. | TED | هذا ليس امرا قامت الوكاله بفعله في السابق, و نعتذر عن المشاكل التقنيه . |
Ve bugün UGA'da görevli konuğumuza sormam için pek çok soru yolladınız bana. | TED | الكثيرون منكم كتبوا لي اسئله لتقديمها الى ضيفنا هنا اليوم من وكاله الامن القومي الامريكيه (الوكاله) |
UGA programlarının durdurmaya katkıda bulunduğu terör saldırılarının sayısının küçük bir kısmını duymuşsunuzdur; 25 tanesi Avrupa'da olmak üzere 54 saldırı durdurduk. Bu 25 saldırının, 18'i üç ülkede, bazı müttefiklerimize karşı gerçekleşti bazı saldırılar bizim dışımızda engellendi UGA programının dışında gelişti. | TED | لقد سمعت الارقام التي هي مجرد نقطه ضئيله في بحر المقارنه بارقام الهجمات التي قامت الوكاله بايقافها, هي 54 تهديد, 25 منها في اوروبا, ومن هذه الـ25, 18 منها حدثت في ثلاث دول , بعض منها حلفاءنا, وبعض هذه الدول ينتقدوننا بشده حول برنامجنا بالمناسبه. |
Ve üzerine konuştuğumuz bu programların iki farklı başkan ve politik parti tarafından birer kez, kongre tarafından iki kez, federal yargıçlar tarafından on altışar kez onaylandığını unutmamak lazım, yani bu UGA'nın tek başına aldığı bir karar değil. | TED | ومن المهم ملاحظه ان البرامج التي نتحدث عنها تم اجازتها من قبل رئيسين مختلفين, حزبين سياسيين مختلفين, من قبل الكونجرس مرتين, ومن قبل القضاه الفدراليين 16 مره مختلفه, لذا الامر ليس كأن الوكاله تقوم لوحدها باشياء من نفسها. |
UGA güçlü bir beyanatla burada olmak istediğini ve şeffaflığını göstermek istedi bize. | TED | انه فعل قوي بلا شك , ان (الوكاله) ترغب في ان تتواصل معنا و تظهر وجها اكثر تعاونا هنا . |
Bize UGA'daki Bullrun programından bahset, konuştuğumuz erişim türünü elde edebilmek için güvenliği zayıflattığı öne sürülüyor bu programın. | TED | اعني , صف لنا مثلا برنامج "بولرون" الذي تم فيه اتهام (الوكاله) بانها تحديدا قامت باضعاف الامن الالكتروني من اجل الوصول الى هذا النوع من مقدرات الاختراق التي تكلمت عنها. |
Biz, UGA olarak, bu konuda kötüydük, bence bunun bu kadar gündemde ve sansasyonel bir durum olmasının bir sebebi de bu. | TED | نحن. وكاله الامن القومي الامريكيه, لم نقم عمل جيد بخصوص الشفافيه, واعتقد ان هذا جزء من السبب الذي جعل هذه الحادثه منتشره و حساسه في الاعلام. |
UGA'nın işi de değil. | TED | هذا لا يخص وكاله الامن القومي, |