| Bu sadece insanlari senden uzak tutmak için giyilmis bir maske. | Open Subtitles | لكنني أعلم أن تصرفاتك هي لإبعاد الناس عنك هذا قناع فقط |
| Düşünüyorum da, duvar olayını birini uzak tutmak için yapıyorsun. | Open Subtitles | أتعرف ما أظن؟ أظن موضوع الجدار مقصود لإبعاد أحدهم |
| Çoğu cihazımız, hastaları böyle yerlerden uzak tutmak için. | Open Subtitles | أغلب أجهزتنا صُممت لإبعاد الناس عن دخول مثل هذا المكان |
| Ama artık her şeyimi bu gördüğün çocukları bizim bulaştığımız şeylerden uzak tutmak için harcıyorum. | Open Subtitles | لكن كل ما أقوم به الآن هو إنقاذ الأطفال الذين رأيتهم من أن يعيشوا نفس عذابنا |
| İnsanlar bu hikâyeyi çocukları bataklıktan uzak tutmak için kullanır. | Open Subtitles | الناس يروونها ليبعدوا الأطفال عن المستنقع |
| Okula başladığında erkekleri uzak tutmak için koruma gerekir. | Open Subtitles | يَجِبُ أَنْ نستأجرَ حارس عندما تَبْدأُ فى الذهاب الى المدرسه لابعاد الاولاد عنها |
| Beni o çamaşırhaneden uzak tutmak için bilerek kaza yaptın. | Open Subtitles | تسببتَ بحادث سير لتُبعدني عن تلك المصبغة |
| Bu yüzden de onları uzak tutmak için büyük, rahat kutuların içine giriyoruz. | Open Subtitles | ولهذا نحيط أنفسنا بصناديق كبيرة مريحة لنبقيهم بعيداً عنا |
| Hayır, eğer kuralları onu kızdan uzak tutmak için... uydurduğumu anlarsa, benim... zavallı ve deli olduğumu düşünür. | Open Subtitles | لا, اذا سمع أننى اخترعت قواعد للعبة... لأبعده عن فتاة فسوف يعتقد... أننى مثيرة للشفقة ومجنونة |
| Onu uzak tutmak için söylediğimiz tekerlemeyi bile hala hatırlıyorum. | Open Subtitles | لازلت أذكر الأنشودة التي كنا نتلوها لإبعاده |
| Önümüzdeki kasım ayındaki oylamadan beni uzak tutmak için oluşturulan bazı yıkıcı entrikaların sonucu? | Open Subtitles | النتيجة النهائية لخطة هدّامة لإبعادي عن ورقة الاقتراع قبل نوفمبر؟ |
| Evinde yırtıcıları yavrulardan uzak tutmak için telle çevrili bir gölet inşa etmiş. | Open Subtitles | في منزلها، أنشأت بركة محاطة بشباك لإبعاد المفترسين |
| Bu kötü ruhları uzak tutmak için kullanılan eski bi haç formu. | Open Subtitles | تلك المقصات تتخذ شكل الصليب لإبعاد أرواح الناس |
| Maske'nin sahibi insanları uzak tutmak için kordon konulmasını istedi. | Open Subtitles | ذو القناع يصّر على ذلك، لإبعاد الناس مجدداً. |
| Maskenin sahibi insanları uzak tutmak için kordon kullanmakta ısrarcı. | Open Subtitles | ذو القناع يصّر على ذلك، لإبعاد الناس مجدداً. |
| Merak etmeyin. O sadece hırsızları uzak tutmak için. | Open Subtitles | لا تقلق، هذا فقط لإبعاد اللصوص |
| Bu yüzük sadece sarhoşları uzak tutmak için. | Open Subtitles | هذا... هذا الخاتم؟ إنّه للعرض فقط لإبعاد السكارى. |
| Hayvanları uzak tutmak için. Tüm çevreyi yakıyoruz. | Open Subtitles | لإبعاد الحيوانات نحن نحرق طوال الوقت |
| köylüleri uzak tutmak için bir kandırmaca. | Open Subtitles | كانت خدعة لإبعاد القرويّون. |
| Şeytanı uzak tutmak için 7 taş. | Open Subtitles | سبعة أحجار لإبعاد الشيطان. |