"uzantısı" - Traduction Turc en Arabe

    • إمتداد
        
    • امتداد
        
    • امتدادا
        
    • إمتدادُ
        
    • كامتداد
        
    Bu nedenle eş ve çocukların valinin birer uzantısı olduğunu unutmamalıyız. Open Subtitles هذا ما يجعلنا نحتاج أن تذكر أن الزوجة والأطفال إمتداد للحاكم
    Soruyorum size, kaçan bütün kölelerin aynı kaderin soylu bir uzantısı değil midir? Open Subtitles أنا أسألكم، هل حالة كل عبدِ هارب هي إمتداد نبيل لنفس المصير الواضح؟
    Yani her yönden Aurora'nın beyni yapay cihazı, bedeninin bir uzantısı olarak dahil etti. TED بطريقة ما، قام دماغ أورورا بتقبّل تلك الآلة الاصطناعيّة كأنّها امتداد من جسمها.
    Örnek vermek gerekirse, LA metro uzantısı, ki -- sanırım iki buçuk mil uzunluğunda bir uzantı iki milyar dolara ancak tamamlandı. TED لأعطيك مثالًا، فإن امتداد خط أنفاق لوس أنجلوس، والذي اعتقد أنه امتدّ لمسافة 2.5 ميل. تم انشاؤه بتكلفة 2 مليار دولار.
    Konuşma sürekliydi, ki bu da görüşmeyi konferansın uzantısı yapar. Open Subtitles كانت المحادثة مستمرة مما يجعل هذا الاجتماع بالأساس امتدادا للاجتماع
    Elinin bir uzantısı gibi olmalı. Open Subtitles الآن، هو إمتدادُ يَدِّكَ، حسناً؟
    O benim ruhumun bir uzantısı, keşke onun gibi başka bir şey olsa. Open Subtitles إنها إمتداد لروحي إذا كان هناك شيئ من هذا القبيل
    Cyprus-Rhodes'a geldiğim zaman, düşündüm ki ailemin bir uzantısı değil, kendim olabilirim. Open Subtitles عندما أتيتُ إلى الجامعة، إعتقدتُ بأنّه يُمكنُني أَن أكُونَ رجلَ مستقل وليس مجرد إمتداد من عائلتِي.
    Bilmiyorum. Fakat gördüğüm kadarıyla, Bence o gerçeğin uzantısı yada bir yansımasıydı. Open Subtitles لا أدري، لكن حسب كلّ ما رأيته أعتقد أنّه إمتداد أو إسقاط روحي من نوع ما.
    - Tamam. - Yumruğunun uzantısı gibidir. Open Subtitles ـ حسنا ـ وهذا إمتداد للدرس الأول
    Penisinin arabasının uzantısı olduğuna inanan biri. Open Subtitles ملاحظة جيدة من شخص أعتقد أن السيارة إمتداد لقضيبه...
    Toprak bükmeyi sadece bir dövüş sanatı olarak değil aynı zamanda duyularımın bir uzantısı olacak şekilde öğrenebildim. Open Subtitles ليس فقط كفن حربي و لكنه إمتداد لحواسي
    Yani LA'de metro uzantısı yapmak kabaca mil başına bir milyar dolar. TED أي حوالي مليار دولار للميل، لأجل انشاء امتداد خط الأنفاق في لوس أنجلوس.
    Eğitimi işin bir uzantısı haline getirdiğimizde ne yapmış oluyoruz? TED حين نحوله إلى امتداد للعمل، فما الذي نفعل حقاً؟
    Ve ben her zaman çocuk doğurmanın, kadın olmanın bir uzantısı (özelliği) olduğuna inandım, tanımı olduğuna değil. TED لطالما أيقنت بأن إنجاب الأطفال كان امتداد للأنوثة،وليس تعريفها
    Teknoloji hayatımızın bir uzantısı olduğu için, onunla paralel ve hayatın istediği şeylerle aynı hizada. TED لأن التكنولوجيا هي امتداد للحياة، إنها في تواز، وانحياز إلى نفس الأشياء التي تريدها الحياة.
    Kendi kendime bu akıp giden güzelliklerin karımın güzelliğinin birer uzantısı olduğunu söylüyorum. Open Subtitles على العكس من ذلك. أخبر نفسي بأنّ هذا الجمال العابر ما هو إلا امتداد لجمال زوجتي.
    Bilgisayarı onun beyninin uzantısı gibidir, çok detaylı incelemeni istiyorum. Open Subtitles حاسوبهه امتدادا لدماغه.اريد منك ان تشرحه
    Sahipleri her kimse onların birer uzantısı gibiydi. Open Subtitles كانوا امتدادا للأشخاص الذين يملكونهم أيا كانوا
    İngilizlerin nasıI hiçbir yeri savaşmadan terk etmediklerini... işgal ettikleri her ülkeden nasıI mücadeleyle atıldıklarını... ve bu hapishanenin de sistemlerinin bir uzantısı olduğunu anlattı. Open Subtitles شرح لي كيف أن البريطانيين لم يتركوا بلدا من غير قتال... وكيف هزموا قبل الخروج من كل بلد قاموا بإحتلاله... وكيف أن هذا السجن يمثل امتدادا لنظامهم
    Birinci kuralın bir uzantısı. Open Subtitles هو إمتدادُ لالأول ورقم ثلاثة:
    Hayalet uzuvlar, hastaların protezlerini vücutlarının birer uzantısı olarak görüp sezgisel bir şekilde hareket ettirmelerini sağlayabilir. TED والأطراف الخيالية بدورها تساعد المرضى على تصور الأطراف الصناعية كامتداد للجسم وتخدع حدسهم.

    Les mots et expressions les plus fréquents

    Arabe-Turc: 10k, 20k, plus | Turc-Arabe: 10k, 20k, plus