| Elektromanyetik radyasyon, uzay boyunca salınan karşılıklı etkileşen elektriksel ve manyetik dalgalardan oluşan saf enerjidir. | TED | الإشعاع الكهرمومغناطيسي هو طاقة نقيّة تتألف من تفاعل الموجات الكهربائية والموجات المغناطيسية المتذبذبة عبر الفضاء. |
| Ve eğer bizim evrenimiz başka biriyle çarpışırsa, bu çarpışma ek olarak uzay boyunca sıcaklık değişikliklerinden oluşan hafif bir örüntü oluşturacaktır ve bunu günün birinde tespit etmemiz mümkün olabilir. | TED | ولو تعرض كوننا للضرب بواسطة كون آخر فسوف ينتج هذا التصادم شكلاً اضافياً رقيقاً من التغير الحراري عبر الفضاء من الممكن يوماً ما ان نتمكن من اكتشافه |
| uzay boyunca karşısına çıkanı silip süpürürler. | Open Subtitles | تنتشر عبر الفضاء |
| Tek bir string uzay boyunca dansederken bir tüp oluşturur. | Open Subtitles | وكخيط مفرد يرقص خلال الفضاء, يعبر خلال الأنبوب. |
| Tüm evren gözyaşı biçimini almış, uzay boyunca düşüyor. | Open Subtitles | الكون كله على شكل دمعة نازلة تسقط من خلال الفضاء |