| Bir seyir defterini alırsam, onun sadece bir seyir defteri değil Venedikli bir kaptanın ayrıntılı ve özel bir yolculuğuna dair olduğunu düşünebilirim. | TED | إذا أخذت سجل دفتري، يمكني اعتباره ليس مجرد سجل لكابتن من البندقية ذاهب لرحلة معينة. |
| Bu yüzden geçmişte baktığım aynı tarzda datalar ile oynarken oldukça büyük bir ikili bilgi parçasının içinde ayrıntılı ve özel bir kod bulmaya çalışıyordum. | TED | كنت ألعب بنفس تلك الأفكار مع بعض البيانات التي بحثت عنها من قبل، ومرة أخرى، كنت أحاول العثور على قطعة معينة ومفصلة من البرمجة داخل قطعة ضخمة من المعلومات الثنائية. |
| (Alkışlar) Geri dönerken, uçuşumun ne kadar gecikmeli olduğunu öğrenmek için sadece uçak biletimi kullanabilirim, çünkü o anda, iPhone'umu açmak ve özel bir ikona tıklamak istemiyor olabilirim. | TED | (تصفيق) عندما أعود ، باستطاعتي استخدام بطاقة السفر لأتأكد أن رحلتي لم تتأخر، لأنه في تلك الأثناء، لا أريد أن أفتح جهاز الأي فون، لأضغط على أيقونة معينة. |
| Artı, iki esirimizle aynı anda çalışmak için büyük ve özel bir yer lazım. | Open Subtitles | إلى جانب أني أريد مكان كبير و خاص لنعمل على الرهينتين في نفس الوقت |
| Güzel ve özel bir yer. | Open Subtitles | لطيف و خاص |
| Hiç bir zaman şunu unutma ki çok cesur ve özel bir çocuksun. | Open Subtitles | "طالما أردت أن أعرف "كم انت شجاع ومميز |
| Havalı, eğlenceli ve özel bir şey. | Open Subtitles | شئٌ رائع ومرِح ومميز |