| Gitmemiz gereken yer orası, orası hoş ve ılık - burada olmaktan iyidir. | Open Subtitles | هذا مايجب أن نذهب اليه لأنه لطيف ودافئ هناك بدلا من التواجد هنا |
| Yaz küçük kasabaya geldiğinde güneyden yumuşak ve ılık yeni bir esinti geldi. | Open Subtitles | حينما جاء الصيف إلى ...القرية الصغيرة نسيم جديد ناعم ودافئ جاء من الجنوب |
| Islak ve ılık. | Open Subtitles | ورطب ودافئ |
| Onları temiz ve ılık tutmalısın. | Open Subtitles | . يجب ان تبقيهم نظاف ودافئة |
| Güzel ve ılık. | Open Subtitles | لطيفة ودافئة. |
| Kalabalık hayvan gurupları yiyecek ve ılık bir hava arayışıyla, uzun mesafeler kat etmek zorunda kalır. | Open Subtitles | كل التجمعات الحيوانية... أُجبروا علي السفر لمسافات طويلة... بحثاً عن الطعام و الدفء. |
| Kışın güzel ve ılık geçtiği yerde. | Open Subtitles | ينتظر الشتاء حيث الجمال و الدفء. |