| Yapabileceğin bir şey yoktu. | Open Subtitles | لم يكن هناك شيء تستطيع فعله |
| Yapabileceğin bir şey yoktu. | Open Subtitles | لم يكن هناك شيء تستطيع فعله |
| Yapabileceğin bir şey yoktu. | Open Subtitles | لم يكن هناك شيئاً يمكنكِ فعله |
| Yapabileceğin bir şey yoktu. | Open Subtitles | لم يكن هناك شيئاً يمكنكِ فعله |
| - Yapabileceğin bir şey yoktu. - Burada olmalıydım. | Open Subtitles | لم يكن هناك شئ لتفعله كان يجب ان اكون هنا . |
| Anchorage için üzgünüm, Yapabileceğin bir şey yoktu. | Open Subtitles | عذرا بشأن أنكوراج ، لم يكن هناك ما يمكنك فعله |
| Burada olsan bile Yapabileceğin bir şey yoktu. | Open Subtitles | لم يكن بوسعك فعل أيّ شيء، حتى لو كنتِ كنا |
| "Eh, ben artık gideyim" dedim. Onun için Yapabileceğin bir şey yoktu. | Open Subtitles | "قلت : "من الأفضل أن أذهب لم أستطيع فعل شىء من أجلها |
| Yapabileceğin bir şey yoktu. | Open Subtitles | لم يكن هناك شيء تستطيع فعله. |
| Yapabileceğin bir şey yoktu Weaver. | Open Subtitles | لم يكن هناك شئ لتفعله يا ويفر |
| Pete, Yapabileceğin bir şey yoktu. | Open Subtitles | -بيت)، لم يكن هناك ما يمكنك فعله) |
| Kendini suçlamamalısın, Yapabileceğin bir şey yoktu. | Open Subtitles | و لا تلم نفسك لأنه لم يكن بوسعك فعل شئ |
| O kadın için Yapabileceğin bir şey yoktu. | Open Subtitles | لم يكن بوسعك مساعدة تلك المرأة |
| "Eh, ben artık gideyim" dedim. Onun için Yapabileceğin bir şey yoktu. | Open Subtitles | "قلت : "من الأفضل أن أذهب لم أستطيع فعل شىء من أجلها |