| Alıcılarımız sizi fark etti, zor durumdaki gemi. | Open Subtitles | التقطت أجهزة الاستشعار لدينا سفينة في محنة |
| zor durumdaki kasabaya yardım eden iyiliksever komşular. | Open Subtitles | إنهم جيرانٌ طيبون فحسب ساعدوا بلدةً كانت في محنة |
| Bir keresinde, zor durumdaki bir bebek sandığımız şeyin ağlayan bir yavru köpek olduğunu sonradan fark ettik. | Open Subtitles | يتركون تلفزيوناتهم تعمل؟ هناك مرّه ظننا خطأً بوجود صرخات جرو صغير لطفلاً في محنة. |
| Sonra zor durumdaki kadın diye haberlere çıktım. | Open Subtitles | ثم إنتهيت على الأنباء " شابة في محنة " |
| "zor durumdaki kadın" öyle mi? | Open Subtitles | ! " شابة في محنة " |