| Neyden bahsettiğim hakkında en ufak fikrin yok değil mi? | Open Subtitles | ليست لديكِ أيّ فكرة عمّا أتحدّث عنه أليس كذلك ؟ |
| Bunu söylemekten nefret ediyorum ama bahsettiğim şey buydu. | Open Subtitles | أكره قول هذا , لكن هذا بالضبط ما أتحدّث عنه |
| Vay be! Burası ne tatlı bir saha. Bu bahsettiğim şey. | Open Subtitles | مذهل ، هذا حقل جميل وهذا ما أتحدّث عنه ، أليس كذلك؟ |
| Görüyorum ki neden bahsettiğimi anlamıyorsun. | Open Subtitles | يمكن أن أرى أنت لا تعرف الذي أتحدّث عنه. |
| Beni dinlemelisiniz. Neden bahsettiğimi biliyorum. | Open Subtitles | أنت يجب أن تستمع لي أعرف ماذا أتحدّث عنه |
| Bundan bahsediyorum. Tamam, tekrar | Open Subtitles | هذا ما أتحدّث عنه حسنا, دعونا نعمله ثانية |
| Ben de bundan bahsediyordum zaten. | Open Subtitles | هذا بالضبط ما أتحدّث عنه. |
| Ben James Bond tipi şeylerden söz ediyorum. Anladın mı? | Open Subtitles | أتحدّث عنه مادة james بوند من نوع، تعرف؟ |
| İşte bahsettiğim şey de buydu. Hedefimize, onun peşinde olduğumuzu söyledin. | Open Subtitles | كان هذا ما كنتُ أتحدّث عنه لقد أخبرت الهدف أننا نسعى خلفه |
| Ve benim bahsettiğim gibi kâr amacı gütmeyen küçük çaplı finansal organizasyonlara çok ihtiyaç var. | Open Subtitles | وهناك من يحتاج لقروض صغير من أجل تمويل مشاريع غير هادفة للربح مثل النوع الّذي أتحدّث عنه |
| bahsettiğim o tür bir şakalaşma değil yalnız. | Open Subtitles | هذا ليس نوع الضحك والمزاح الذي أتحدّث عنه. |
| İşte sana bahsettiğim bu. | Open Subtitles | الآن، هل ترى هذا ما أتحدّث عنه أنا |
| bahsettiğim bu değil. Tavırlarından söz ediyorum. | Open Subtitles | ليس هذا ما أتحدّث عنه أتحدّث عن تقدمك |
| Adamın beti benzi attı neyden bahsettiğimi bilmediğini söyledi. | Open Subtitles | الرجل خرج أبيض كالصفحة قال انه لا يعرف مالذي أتحدّث عنه |
| Neden bahsettiğimi de söyleyeyim, seni kokuşmuş sapık herif. | Open Subtitles | وسأخبرك بما أتحدّث عنه أيها المنحرف الكريه الرائحة الصغير |
| Başkalarının hayatlarınızı yönetmesine izin vermeyin, babalarınızın bile. Güvenin bana, neden bahsettiğimi biliyorum. | Open Subtitles | لا تدعا أشخاصاً آخرين يديرون حياتكما ولا حتى والديكما وصدّقاني، أنا أعرف ما أتحدّث عنه |
| Bana kulak verin efendim neden bahsettiğimi gayet iyi biliyorum. | Open Subtitles | خذ الكلام الحق منّي يا سيّدي. فأنا أعرف ما أتحدّث عنه. |
| İşte bundan bahsediyorum. Yarım beden, iki kat eğlence. | Open Subtitles | هذا ما أتحدّث عنه مرتين أصغر حجما ، مرتين اكثر مرحا |
| Önce benimle konuşmanı söylediğimde işte bundan bahsediyordum. | Open Subtitles | ذلك الذي أتحدّث عنه... عندما أقول بأنّك تحتاج للكلام معي fiirst! |
| İşte bundan söz ediyorum. | Open Subtitles | هذا بالضبط مــا أتحدّث عنه , ستيفن. |
| Myra Harrison'a vereceğiniz miktar devede kulak kalır. | Open Subtitles | ما أتحدّث عنه هو إعطاء (ميرا هاريسون) القليل |
| Ben de ondan söz ediyordum. | Open Subtitles | لقد حان وقت طلاب ركوب الخيل هيا. أنا كنت أتحدّث عنه. |