| Bu gece seni seyrediyordum, ve kendimi senin mutlu olduğuna inandırmaya çalışıyordum. | Open Subtitles | الليلة أنا كنت أراقبك وأحاول أن أجعل نفسي أصدق أنك كنت سعيدا |
| Bunu söylemekten nefret ediyorum ama kendimi, başka bir kadın olduğuna inandırıyordum. | Open Subtitles | لا أحب أن أقولها لكنني كنت أجعل نفسي أعتقد أنكِ امرأة أخرى |
| Söz gelimi, niçin kendimi görünmez yapıyorum? | TED | على سبيل المثال، لماذا أريد أن أجعل نفسي لامرئيّا؟ |
| Bir bilim insanı olarak ve aynı zamanda bir insan olarak, kendimi harikalara karşı duyarlı yapmaya çalışıyorum. | TED | كعالمة وأيضًا كإنسانة كنت أحاول أن أجعل نفسي عرضة للتساؤل والدهشة. |
| kendimi henüz daha çirkin yapmadığımı biliyor muydun? | Open Subtitles | هل تعرف أنه يمكنني أن أجعل نفسي قبيحة أكثر |
| kendimi mutlu etmeyi denedim. Annem de kendini mutlu etmeyi denedi. | Open Subtitles | لقد حاولت أن أجعل نفسي سعيدا هي حاولت أن تجعل نفسها سعيدة |
| kendimi faydalı kılmaya karar verdim. Yararlı bir şey yapmaya. | Open Subtitles | قررت أن أجعل نفسي مفيدة، أن أفعل شيئاً عملياً |
| Göze çarpmıyordu ama o kendini güvensiz hissetmesin diye kendimi her zaman daha az pırıltılı tutmaya çalıştım. | Open Subtitles | لكنني لطالما اضطررتُ لأن أجعل نفسي أقل إشراقاً منها لكيلا تشعر هي بعدم الاستقرار |
| Beni evde bekleyen mutluluk varken kendimi harap ediyorum. | Open Subtitles | أجعل نفسي بائساً بينما لدي السعادة تنتظرني في المنزل |
| kendimi aptal durumuna düşürürken beni desteklemeni istemem saçmalık. | Open Subtitles | يبدو أنّه كان من الصعب عليك أن تدعمني عندما كنت أجعل نفسي حازمًا |
| kendimi asla karaktersiz gösteremem. | Open Subtitles | لا يمكنني أبداً أن أجعل نفسي أبدوا ضعيف الشخصية |
| kendimi aptal yerine koyduğum hikayelere bayılır o. | Open Subtitles | أنها حقاً تحب سماع القصص الجيدة عندما أجعل نفسي أحمقاً |
| kendimi komik durumlara düşürmemi izlersin... her gece hem de. | Open Subtitles | ويمكنكِ مشاهدتي وأنا أجعل نفسي أبدو كالأحمق,كل ليلة |
| Paniğe sebep olduğumu, kendimi şöhret ettiğimi söylüyorlar. | Open Subtitles | يقولن أنني أسبب الذعر, وبأني أجعل نفسي مشهوراً. |
| O çizburgeri yemeden bıraktığında kendimi inandırmaya başladım. | Open Subtitles | حتى تركت البرجر بدون أن تأكله عندها بدأت أجعل نفسي تصدّق |
| Kendi kendimi mutlu edebilirim. | Open Subtitles | يمكنني أنْ أجعل نفسي أشعر شعوراً جيّداً. |
| kendimi göstermezsem, birimim umursamıyormuş gibi görünür. Ama umursuyorum. | Open Subtitles | إن لم أجعل نفسي موجوداً، فستبدو وزارتي كأنها لا تهتم، وأنا أهتم. |
| Anladığım kadarıyla kendimi daha açıkça ifade etmeliyim. | Open Subtitles | أرى أنني يجب أن أجعل نفسي بسيط جداً. |
| - Yeterince kapattık derken-- Bak, belki de kendimi açıkça anlatamadım, | Open Subtitles | إنظري, ربما لم أجعل نفسي واضحاً |
| kendimi, onu gerçekten durduracağıma inandırıyorum. | Open Subtitles | أنا أجعل نفسي مصدقة بأنني فعلا سوف أغطي |