| Pek çok kadın ve çocuk istekleri dışında yabancı ülkelerde zorla tutulmaktadır. | Open Subtitles | يوجد الكثير من النساء والأطفال المحتجزين رغما عن إرادتهم في بلدان أجنبية. |
| Sen ve ekibin oldukça ileri bir yabancı kültürden yabancı bir aygıt çaldınız. | Open Subtitles | , أنت و فريقك سرقتم أداة أجنبية . من ثقافة أجنبية متقدمة جداً |
| Teal'c'in üniformasında yabancı kimyasal madde izi buldum ve analiz ettim. | Open Subtitles | وَجدتُ آثارَ مادة كيماوية أجنبية على زيّ تيلك الرسمي ولقد حلّلتُه. |
| Eğer uzaylı bir dil konuşmaya başlarsan kesinlikle geri gel. | Open Subtitles | تأكدي من عودتك الى هنا عندما تبدأين التحدّث بلغة أجنبية |
| uzaylı düşman gemisinin saldırısından sonra, yaralıydım ve bilincimi kaybetmiştim. | Open Subtitles | بعد أن هوجمنا من قبل سفينة أجنبية عدائية، لقد جرحت وفقدت الوعى |
| Yabancıyım, aptal değil. | Open Subtitles | -لقد حصلنا للتوّ على عمل لننهيه . -أنا أجنبية. |
| Beni bayılttıktan sonra yabacı, istihbarattan olduğunu anlamıştım. | Open Subtitles | علمت أنك عميلة تخابرات أجنبية بعد أن قمتِ بتخديري |
| Gringolar ipleri elinde tutuyor. | Open Subtitles | بل يخضعون لقوى أجنبية كالبقية |
| Ona gece yarısından sonra yemek yemeyi yasakladılar ve şu anda yabancı bir yerde çenesi ses çıkarıyor ve korkmuş durumda. | Open Subtitles | لقد منعوه عن الأكل بعد منتصف الليل وهو جائع الآن، وهو في أرضٍ أجنبية ومازل فكّه يصدر أصواتاً وإنّه فزعٌ جداً |
| ve kocana pahalı yabancı arabalar alabilirsin iyi bir şey gibi görünüyor. | Open Subtitles | وتبتاعين لزوجك سيارات أجنبية فارهة هذه هي الأشياء التي يجب أن تفعليها |
| Altı veya yedi yaşındaydım, babam ve annem eve yabancı öğrenci almıştı. | Open Subtitles | كنت فى عمر السادسة أو السابعة وأمى وأبى تركونى مع طالبة أجنبية |
| yabancı bir dili iyice öğrenmenin en iyi metodu, yerel bir kadınla tanışmaktır. | Open Subtitles | أفضل طريقة لتتقن لغة أجنبية هي أن تحظى برفقة امرأة تتكلم تلك اللغة |
| yabancı bir ülkeyi tanımlamak istersek bir film gösteririz, bizim hakkımızda, ne gösterirsiniz? | Open Subtitles | حين نريد أن نُعرف أنفسنا لدولة أجنبية ..ماهيتنا ..وستعرضها بفيلم كيف ستعرض ذلك؟ |
| Yeni İmparatorluk elçisinin bana söylediğine göre, Antwerp ve diğer yabancı ülkelerde Kral'ın yeni bir eş aradığını konuşuyorlarmış. | Open Subtitles | السفير الإمبراطوري الجديد أخبرني أنه في انتويرب وفي أماكن أخرى أجنبية بأنهم يقولون أن الملك يبحث عن زوجة جديدة |
| Burada uzaylı bir zeka iş başında olabilir. | Open Subtitles | وكالة مخابرات أجنبية كانت السبب في هذا , نعم |
| Şimdi, son olarak eğer birileri size uzaylı mikropların ilgi çekici gözükmediklerini söylerse bu konuyu onlara iyi anlatamadığınızdandır. Size, onlara yanlış düşündüklerini nasıl anlatacağınızı göstereyim. | TED | الآن، في النهاية، إن أخبركم شخص بأن البحث عن ميكروبات أجنبية أمر ليس بالممتع لأنكم لا تستطيعون إجراء محادثة فلسفية معهم، دعوني أريكم لماذا وكيف يمكنكم إخبارهم بأنهم مخطئون. |
| Benim daktilomda oldukça yabancı, neredeyse uzaylı. | Open Subtitles | حسنا، آلة "المقرايتر" هنا أجنبية للغاية و فضائية تقريبا |
| Bir uzaylı gemisi, askeri bir uçakla çarpıştı. | Open Subtitles | سفينة أجنبية إصطدمت بالطائرة العسكرية. |
| Yani Mulder'ın savunmasında yaptığı bir uzaylı komplosu sizin için de tamamıyla inanılmaz. | Open Subtitles | لذا مؤامرة أجنبية... الذي مولدر بنى دفاعه على... يجب أن يكون غير قابل للتصديق كليّا إليك، أيضا. |
| - Yabancıyım. - Nerelisin? | Open Subtitles | أنا أجنبية |
| Soru şu, kameradan neden yabacı sesler geliyordu? | Open Subtitles | السؤال هو لما تصدر أصوات أجنبية من داخل الكاميرا ؟ هه ! |
| Gringolar ipleri elinde tutuyor. | Open Subtitles | بل يخضعون لقوى أجنبية كالبقية |
| Kariyerime haber gazetecisi ve dış muhabir olarak başladım. | TED | بدأت مهنتي كصحفية اخبار ومراسلة أجنبية. |