| Üç kuşaktır bu ailenin kızlarının altını bağladım ve bugün çok mutluyum. | Open Subtitles | ربيت ثلاثة أجيال من فتيات تلك العائلة وهذا بالتأكيد يوم سعيد لى |
| Bu başarı, beş basit kuralın izinden giden kuşaklar dolusu araştırmacının eseridir. | Open Subtitles | كان عمل أجيال من الباحثين و الذين أخذوا خمسة قواعد بسيطة بجدية. |
| Bir kaç ay önce miras kaldı. Ama Nesillerdir aileme ait. | Open Subtitles | لقد ورثتها منذ بضعة أشهر ولكنها كانت لدى عائلتي لعدة أجيال |
| Bunlar, bir nesil boyu kölelerin sonsuz emeğiyle inşa edilmiştir. | Open Subtitles | هذه مبنية عبر أجيال بتزويد لا ينتهي من العمالة المستعبدة |
| Sonraki nesilleri, arkeologları ve ziyaretçileri Petra'nın önemini anlatmak. | Open Subtitles | بيترا سحرت أجيال من علماء الآثار والزوّار على حدّ سواء |
| Birkaç jenerasyon öncesinde kutup ayılarının fok kotalarını doldurmak için.. | Open Subtitles | لعدة أجيال مضت كان لدى الدب القطبي الشاب شهر أضافي |
| Aslında burada, hücre ölçeğindeki bir sürü nesli oynuyoruz. | TED | الآن نحن نلعب من خلال عدة أجيال في النطاق الخلوي. |
| Ailem 9 kuşaktır Paris'te polislik yapar. | Open Subtitles | إن عائلتي تقوم بممارسة مهنة الشرطة منذ تسعة أجيال |
| Ailem, Ekselanslarının ailesine, sekiz kuşaktır hizmet ediyor. | Open Subtitles | لقد خدمت عائلتي عائلة جلالته لثمانية أجيال |
| Kalmak istiyorum ama 3 kuşaktır Demokrat olan atalarım protesto içinde bağırıyor. | Open Subtitles | أريد أن أبقى ولكن ثلاثة أجيال من الأسلاف الديموقراطيين يصرخون احتجاجا في داخلي |
| Kadınlar için de ekip çalışmasını deneyimleyen kuşaklar var. | TED | وبالنسبة للنساء، توجد أجيال قد جربت العمل الجماعي. |
| Bugün iş yerlerinde beş kuşak birlikte çalışıyoruz, ister yalnızlık politikası güden ülkeler gibi oluruz, istersek de kuşaklar arası bir köprü kurmanın yolunu buluruz. | TED | لدينا 5 أجيال في سوق العمل في عصرنا الحالي، ويمكننا العمل مثل بلدان منعزلة ومنفصلة، أو يمكننا البدء بإيجاد وسيلة لمد الجسور بين هذه الأجيال. |
| Plazalar Nesillerdir bu şekilde tasarlanıyor. | TED | هذه هي الطريقة التي كانت تُصمم بها الساحات لعدة أجيال. |
| Burada bundan sonraki 3 nesil Makedon ordusuna yetecek kadar altın var. | Open Subtitles | لدينا ما يكفي من الذهب هنا لتمويل الجيش المقدوني لثلاثة أجيال قادمة |
| Eğer İstasyon Şefi olmasaydı ailelerin bütün nesilleri şu anda var olmayacaktı ve tabi ki bu arazi de olmasaydı. | Open Subtitles | أجيال بالكامل لم تكن لتتواجد في حال عدم وجود ناظرالمحطةوقطعةالأرضهذه. |
| Ve bunu anlatabilmek için sizi birkaç jenerasyon geri götüreceğim. | TED | ولكي نفهم هذا، سأقوم بأخذكم إلى الوراء بضعة أجيال. |
| Bu demek oluyor ki, 28 yılın sonunda, büyükanneler ve büyükbabalar da dâhil üç nesli inceliyor durumdayız. | TED | ويعني ذلك أنه بعد 28 سنة سنقوم بتتبع ثلاثة أجيال من الدلافين متضمّنة الأجداد والجدات |
| Benim bir ailem var ve kökü üç nesle ve 400 yıla dayanıyor. | Open Subtitles | لديّ عائلة وهي تمتدّ لثلاثة أجيال و 400 عام |
| Üreyen yetişkinleri ve birkaç neslin gençleri var. | TED | تحتوي على الكهول التي تربي وعدد من الصغار من أجيال مختلفة. |
| Tatlım, Clark gelmeden önce ailem bu çiftliği nesiller boyu idare etti. | Open Subtitles | عزيزتي تمكنت عائلتي من إدارة هذه المزرعة قبل أجيال على وصول كلارك |
| Bu soruları, birkaç nesillik mücadele vasıtasıyla soruyorum. | TED | لذلك، فإنني أطرحُ هذه الأسئلة بالنيابة عن عدة أجيال من الكفاح، |
| Gelecek kuşakların beyinlerini biçimlendirmek. | Open Subtitles | تشكيل عقول أجيال المستقبل |
| Bunu 10 jenerasyondan beri sürdürmektelerdi. | Open Subtitles | واستمروا في الحفاظ على ذلك حوالي عشرة أجيال. |
| Ya da Honolulu'da olduğu gibi, yerli Hawaililerden Kimmy gibi olan hapishanenin büyük çoğunluğu, ABD kolonileşmelerinin olduğu adanın köklü tarihinden ağır biçimde etkileniyor, etkisi nesilden nesile geçerek günümüze aktarılıyor. | TED | أو كيف في هونولولو، العدد الهائل من المساجين الأصليين من هاواي مثل "كيمي" متأثر بشكل كبير من تاريخ الجزيرة الطويل مع الاستعمار الامريكي، إن أثره يمتد من عدة أجيال حتى اليوم. |
| Roman, yedi kuşak boyunca Buendía ailesinin talihini ve talihsizliğini anlatıyor. | TED | تؤرخ الروايةُ الحظَّ وأيضًا سوءَ الطالع لعائلة بوينديا خلال سبعة أجيال. |