| Ama gördüğüm en garip şey hepsini geride bırakıyor. | Open Subtitles | لكن أغرب شيء رأيته ف حياتي يفوق كل ما رأيته |
| Olabilecek en garip şey, onun buraya geldiğini görmekti. | Open Subtitles | هذا أغرب شيء حصل لي هنا أن أراه يأتي الى هنا |
| Karşılaştığınız en tuhaf şey bu olmalı. | Open Subtitles | هذا يجب ان يكون أغرب شيء استدعيتي لأجله في حياتك |
| Şimdiye kadar yaptığım en tuhaf şey. Ama kullanışlı, hakkını vermek lazım. | Open Subtitles | أغرب شيء صنعته إطلاقاً لكنه عملي، أعترف بذلك |
| Çok garip bir şey öğrendim. | Open Subtitles | لقد علمت للتو أغرب شيء على الإطلاق |
| En garibi de bir ikizim olduğuna inandırmak zorunda kalmamdı. | Open Subtitles | أغرب شيء حصل لي، عندما إضطريت للتصديق أنني توأم. |
| Tuhaf birşey oldu. Cüzdanımı düşürdüm sandım. | Open Subtitles | أغرب شيء حدث ظننت ني أسقطت محفظتي |
| Ama bunun TV yarışmalarında gördüğüm en büyük olay olmadığını farzediyorum. | Open Subtitles | لكني أفترض أنه ليس أغرب شيء رأيته في برامج المسابقات |
| Siz, tuhaf bir şey oldu. | Open Subtitles | . أيها الرفاق لقد حدث أغرب شيء |
| Sonra çok acayip bir şey oldu. | Open Subtitles | وثم ، حدث أغرب شيء |
| Pekala, bu şimdiye kadar gördüğüm en garip şey ama görünen o ki işe yarıyor. | Open Subtitles | حسنا، لابد أن هذا أغرب شيء رأيته في حياتي لكن يبدو أنه ناجح |
| Ama buzul mağaraları hakkındaki en garip şey tüm mağaranın hareket ettiğidir, çünkü o bir buz bloğunun içinde oluşmuştur ve küçük bir şehir büyüklüğünde yavaşça dağdan aşağıya doğru kaymaktadır. | TED | لكن أغرب شيء حول الكهوف الجليدية هو كون الكهف كلّه يتنقّل لأنّه تشكّل فوق كتلة جليديّة بحجم مدينة صغيرة تنزلق ببطئ على منحدر جبليّ. |
| Hayır, en garip şey şu an içeri giriyor. | Open Subtitles | لا ، أغرب شيء ها هو يخرج الى هنا |
| Bugün duyduğum en garip şey değil. | Open Subtitles | ليس أغرب شيء لقد سمعت هذه الليلة. |
| İnan ya da inanma bu, bugün duyduğum en tuhaf şey değil. | Open Subtitles | صدق أو لا تصدق هذا ليس أغرب شيء أسمعه اليوم |
| Bu bahçedeki en tuhaf şey artık şapkalı bir at değil. | Open Subtitles | حسناً، من كان يظن أن حصان يضع قبعة سيكون أغرب شيء في هذه الساحة. |
| Bir insanın kardeşi için yapacağı en tuhaf şey bu. | Open Subtitles | هذا أغرب شيء قد يفعله أحد لأخيه على الاطلاق |
| Yani, çok garip bir şey yaptı. | Open Subtitles | أعني، لقد فعل أغرب شيء |
| Az önce çok garip bir şey oldu. | Open Subtitles | أغرب شيء حصل للتو |
| En garibi de ne biliyor musun, patron? | Open Subtitles | هل تعلم ما هو أغرب شيء من كلّ هذا يا رئيس؟ |
| Tuhaf birşey oldu. Deniz tutması gibiydi. | Open Subtitles | أغرب شيء حدث نزلت لأني شعرت بدوار البحر |
| Ama bunun TV yarışmalarında gördüğüm en büyük olay olmadığını farzediyorum. | Open Subtitles | لكني أفترض أنه ليس أغرب شيء رأيته في برامج المسابقات |
| - Ama sana şunu söylemem gerek. Az önce çok tuhaf bir şey oldu. | Open Subtitles | لكن يجب أن أقول لك أغرب شيء حدث لي |
| Sonra çok acayip bir şey oldu. | Open Subtitles | وثم ، حدث أغرب شيء |
| Makinenin bu sesini dinlemek başıma gelen en tuhaf şeydi. | Open Subtitles | كان أغرب شيء أن أسمع غسالتي تصدر هذا |