| Burada olmayacaksın. Para da ödemiyorsun. Sana bir maliyeti olmayacak. | Open Subtitles | أنت لن تكون هنا حينها إذا لن تدفع لها شيئا |
| Kaçık bir aileyi bir arada tutmaya çalışan ilk kadın sen olmayacaksın. | Open Subtitles | أنت لن تكون الإمرأة الأولى التي كان لا بدّ أن يحتجز عائلة مجنونة سوية. |
| Hayır.Akşamdan kalma ve kusma olayları için asla yaşlı olmazsın. | Open Subtitles | لا. أنت لن تكون كبيرا أبدا على الإقياء والدوار |
| Peki. Bu evde Olivia ile yalnız başına kalmayacaksın. | Open Subtitles | حسنا، أنت لن تكون وحدك في هذا البيت مع أوليفيا. |
| Böyle bir şans bir daha ayağına gelmez. | Open Subtitles | أنت لن تكون لديك حتي فرصة لتضيعها |
| Hayatının her günü mutlu olsaydın insan olmaz, bir spor gösterisinin ev sahibi olurdun. | Open Subtitles | يا الآن، إذا أنت كنت سعيد كل يوم من حياتك، أنت لن تكون إنسان، أنت ستكون مضيف عرض ألعاب. |
| Kimseyi sevmeseydin, asla burada olmazdın. | Open Subtitles | إذا كنت لا تحب أي شخص أنت لن تكون حتى هنا |
| Teal'c çok değerli bir adamım. o olmadan, burada oturuyor olamazdın, sözüm ona, ülkeni temsil ederek. | Open Subtitles | تيلك ثروة ثمينة بدونه أنت لن تكون جالس هنا بافتراض أنه يمثل بلادك |
| İyi değilsin, sevmiyorsun, profesyonel olmayacaksın. | Open Subtitles | أنت ليست جيدة، كنت لا ترغب في ذلك، أنت لن تكون المهنية. |
| Bu sebeple kahvaltıda burada olmayacaksın. | Open Subtitles | إذن أنت لن تكون هنا من أجل الإفطار |
| Ama şunu bil ki, sonuncusu olmayacaksın. | Open Subtitles | لكن اعلم هذا: أنت لن تكون الأخير |
| - Ben de babamın izinden gitmeliyim. - Asla Mufasa olmayacaksın. | Open Subtitles | وأنا يجب أن أتبع أبي أنت لن تكون موفاسا |
| Artık buralarda olmayacaksın. | Open Subtitles | أنت لن تكون في الجوار لوقت أطول |
| Topluluğun odak noktası sen olmazsın, ama evet. | Open Subtitles | أنت لن تكون وحدك روح الفريق لكن لا بأس |
| Topluluğun odak noktası sen olmazsın, ama evet. | Open Subtitles | أنت لن تكون وحدك روح الفريق لكن لا بأس |
| Alfred beni bir sancak beyiyle evlendirebilir ve engel olmak için burada olmazsın! | Open Subtitles | ألفريد) ربما يقوم بتزويجي من قاضي) و أنت لن تكون هنا لكي تمنعه! |
| Yalnız kalmayacaksın, söz veriyorum. | Open Subtitles | أنت لن تكون وحدها، العزيزة فتاة، وأنا أعدكم. |
| Bir daha asla yalnız kalmayacaksın. | Open Subtitles | أنت لن تكون وحيداً مجدداً أبداً |
| O asansörde sonsuza dek mahsur kalmayacaksın. | Open Subtitles | أنت لن تكون عالق فى المصعد للأبد |
| Böyle bir şans bir daha ayağına gelmez. | Open Subtitles | أنت لن تكون لديك حتي فرصة لتضيعها |
| Eğer tanışmış olsaydık, şu an yaşamıyor olurdun. | Open Subtitles | إذا التقينا، وهناك احتمالات أنت لن تكون على قيد الحياة. |
| Vursaydım şimdi burada olmazdın. Öyle olsun. | Open Subtitles | إذا أنا فعلت أنت لن تكون هنا انا لا أجادل |
| Tom, Roseanne'le evlenmiş olmasan orada bile olamazdın. | Open Subtitles | توم ، أنت لن تكون حيث أنت لولا روزان أتعرف شيئاً؟ |