| Size bahsettiğim arkadaşımı takdim edeyim... | Open Subtitles | إسمح لي أن أقدم لك مارشيللو وخطيبته إيما |
| Size çok iyi bir arkadaşımı takdim edeyim. Priya Sethi. | Open Subtitles | أريد أن أقدم لك صديقتى العزيزة بريا سيتى |
| Özel Araştırma Timinden Yüzbaşı Mueller ve Teğmen Brundt'ı takdim edeyim. | Open Subtitles | هل لي أن أقدم لك الكابتن مولر و الملازم براندت من فرقة تحرياتنا الخاصة... |
| Sana huysuzluktan, depresyondan, bitmeyen takıntılardan panik ataklardan veya nefret duygusundan başka ne verebilirim? | Open Subtitles | ماذا يمكن أن أقدم لك سوى العصبية والوسواس القهري والإحباط وموجات الغضب والعزلة؟ |
| Size uygun fiyata toptan iletki verebilirim isterseniz. | Open Subtitles | نعم. يمكنني أن أقدم لك عرضاً جيدا إن احتجت كميات كبيرة. أنا دليل سياحي. |
| Kumardaki en büyük ilerlemeyi sizlere sunmama izin verin. | Open Subtitles | اسمحوا لي أن أقدم لك أكبر طفرة في عالم المقامرة |
| Kumardaki en büyük ilerlemeyi sizlere sunmama izin verin. | Open Subtitles | اسمحوا لي أن أقدم لك أكبر طفرة في عالم المقامرة |
| Bay Clennam, büyük kızım Fanny'i size takdim edeyim ve oğlum Edward'ı da. | Open Subtitles | سيد "كلينم" أسمح لي أن أقدم لك إبنتي الكبرى "فاني" وابني "إدوارد". |
| Albay Bartock takdim edeyim. | Open Subtitles | أسمح لى أن أقدم لك |
| Bay Urban Dagonet, size Kontes Olenska'yı takdim edeyim. | Open Subtitles | السيد (أربان داجنوت), إسمح لى أن أقدم لك الكونتيسة (أولنيسكا). |
| Sana Monte Cristo Kontunu takdim edeyim. | Open Subtitles | أبى ! يُمكننى أن أقدم لك أمير (مونتو كرستو) |
| Georges Duroy'yı takdim edeyim. Kendi ayakları üstünde durmasına yardım ediyoruz. | Open Subtitles | اسمح لي أن أقدم لك (جورج ديروي) فنحن نساعده ليبدأ في مسيرته |
| Oylamaya geçmeden önce... Size Zoey Hyde-Tottingham-Pierce'ı takdim edeyim yeni avukatım ve seks partnerim. | Open Subtitles | ولكن قبل أن نشرع في الإنتخاب، أودّ أن أقدم لك (زوي هايد تُوتينغهام بييرس). |
| Şu an elimde pek kale kalmadı ama altın ve şükran verebilirim. | Open Subtitles | لدي نقص في القلاع في الوقت الراهن ولكن يمكنني أن أقدم لك الذهب و الامتنان |
| Her zaman istediğin şeyi nihayet sana verebilirim. | Open Subtitles | الآن بإمكاني أخيرا أن أقدم لك ما أردته دائما |
| Bu pek sevinçli bir şey değil. Bakın, eğer bu size olursa ben verebilirim. Bu şey hala orjinal ekipmanında iyi değil. | TED | هذا ليس حدثاً سعيداً. انظر، لو حدث هذا لك يمكنني أن أقدم لك -- هذا الشيء الذي لا يزال ليس بجودة الأطراف الأصلية. |
| Ya da sezonun kendi sahamızdaki maçlarına bilet verebilirim. | Open Subtitles | أو... يمكنني أن أقدم لك هذه فحسب بقية مباريات الذهاب لهذا الموسم |