| İyi haber şu ki mikrobiyomunuz aslında değişebilir. | TED | والأنباء السارة هي أن نبائتكم الميكروبية يمكن أن تتغير. |
| Yani eğer çalışmak isterseniz, o zaman çalışma sisteminizi bir anlamda kurmak için değişebilir. | TED | فإذا رغبت في العمل، فبالتالي، يمكنها أن تتغير لنوع من إقامة نظام عملك. |
| Hayatın birdenbire bir kalp krizi veya bir araba kazasıyla nasıl değişebileceğini görüyorum. | TED | وأدركُ كيف يمكن أن تتغير حياتك من لحظة إلى أخرى بعد إصابتك بسكتة دماغية أو بعد حادث سيارة. |
| Eğer insanlar kışı atlatabilirse çok şey değişecek. | Open Subtitles | , إذا الناس سينجون من الشتاء بعض الأشياء يجب أن تتغير |
| O kişi değilim ben artık ve sen de Değişebilirsin. | Open Subtitles | لم أعُد ذلك الشخص بعد الآن وأعلم أنك تستطيع أن تتغير أيضاً |
| Bir şeylerin değişmesi gerekebilir. | Open Subtitles | على بعض الأشياء أن تتغير. |
| Ben sadece değişmeni istemiyorum senden. | Open Subtitles | . . أنا فقط كما تعلم , أنا لا أطلب منك أن تتغير |
| Hayat nasıldır, bilirsin Bir gecede değişiverir | Open Subtitles | انت تعلم ان الحياة يمكن أن تتغير بغمضة عين |
| Nasıl değiştirmek istediğin hiç de önemli değil. Biz değişmesini istemiyoruz. | Open Subtitles | لا يهم كيف تريد أن تغير الأشياء لا نريدها أن تتغير |
| Tüm öğrenciler ve subaylar bana pes etmememi söyledi. Bu prensipler değişmek zorunda. | TED | ومع ذلك أخبرني زملائي الطلاب والضباط ألا أيأس، يجب أن تتغير السياسة. |
| Birinci kişi anlatıcı olduğunda hikâye büyük ölçüde değişebilir, bu, hangi karakterin anlatıcı olduğuna da bağlıdır. | TED | برواية الشخص الأول، بإمكان القصة أن تتغير بشكلٍ هائل بالاعتماد على الشخصية التي ترويها. |
| Nesneleri nasıl bina ettiğimiz de değişebilir. | TED | كيف يمكننا بناء أشياء يمكن أن تتغير أيضاً. |
| Kadınlar değişebilir. Özellikle de aşıksa. | Open Subtitles | المرأة يمكن أن تتغير وخصوصا عندما تقع في الحب |
| Ama eğer bagaja kıvrılmaya istekliysen bu durum değişebilir. | Open Subtitles | ولكن هذا يمكن أن تتغير إذا أنت على استعداد للزحف إلى الجذع. |
| Detayların birçok sebep yüzünden değişebileceğini biliyorum ama Liman Katili patolojik gereksinimden ötürü tutarlılık gösteriyor. | Open Subtitles | أعرف أن التفاصيل يمكن أن تتغير لعدة أسباب، لكن نظرا لقاتل المواني وحاجته المرضية للثباتية. |
| Çünkü bugün bir anlığına işlerin benim için değişebileceğini düşünmüştüm. | Open Subtitles | لأنه للحظة اليوم اعتقدت أن تلك الأمور يمكن أن تتغير من أجلي |
| Ölmeden önce bana ilham verdi. Burada bir şeylerin değişebileceğini düşündüm. | Open Subtitles | قبل أن يموت، ألهمني أن أفكر بأن الأشياء يمكن أن تتغير هنا |
| Jordi'nin bütün hayatı değişecek ve bunun ne kadar kötü olabileceğini anlayabilecek tek kişi benim. | Open Subtitles | حياة جوردي بأكملها على وشك أن تتغير و أنا الوحيد الذي اعرف فقط كم وكيف ستصبح سيئة |
| Sen ve senin berbat tavırlarında, bazı şeyler de değişecek. | Open Subtitles | أشياء يجب أن تتغير هُنا بدءاً بك ، . بتصرفك الغريب |
| Değişebilirsin. Saçını değiştirdin. | Open Subtitles | يمكنك أن تتغير , لقد غيرت شعرك بالفعل |
| Değişebilirsin. Ama bak... | Open Subtitles | ...يمكنك أن تتغير, لكن اسمع |
| Bir şeylerin değişmesi gerekebilir. | Open Subtitles | على بعض الأشياء أن تتغير. |
| Senin tıpkı diğer insanlar gibi, değişmeni istemiyorum. | Open Subtitles | لا أريدك أن تكون كبقية الناس و أن تتغير |
| Senden değişmeni istemiyorum. | Open Subtitles | ولن أطلب منك أن تتغير. |
| Hayat nasıldır, bilirsin Bir gecede değişiverir | Open Subtitles | كما تعرف كيف يمكن للحياة أن تتغير فى غمضة عين |
| Eğer bunu verirsen, temel olarak ona ilişkinizin değişmesini istediğini söylemiş olursun. | Open Subtitles | ... عندما تعطيها إياها كأنك تقول أنك تريد لهذه العلاقة أن تتغير |
| İnanın, bugünün siyasi sisteminin bir parçasıydım, hala bir parçasıyım ve bir şeylerin değişmek zorunda olduğunu biliyorum. | TED | صدقوني لقد كنت و لا زلت جزءاً من النظام السياسي اليوم و أعلم أن بعض الأشياء يجب أن تتغير |