| Çünkü her şeyden önce, eksiksiz bilim diye bir şeyin var olduğu yanılgısı var. | TED | فأولاً وقبل كل شيء، هناك هذا المنطلق الخاطئ أن شيئا من قبيل العلم الكامل موجود. |
| İçimde bir his, gerçekten fiziki bir şeyin meydana geldiğini... bir tür genetik dönüşüm gerçekleştiğini söylüyor. | Open Subtitles | لقد انتابني هذا الشعور الغريزي أن شيئا ما من الظواهر الغير طبيعية قد حصل فعلا أن هناك بعض من التحول الجيني. |
| Böyle bir şeyin olacağını biliyordum. | Open Subtitles | أنا كنت أعلم أن شيئا ما مثل هذا كان سيحدث |
| Biraz duyarlıysan sabah bir şey olmamış gibi davranırsın. Evet. | Open Subtitles | أجل و إذا كان لديك أي إحساس ستدعي أن شيئا لم يحصل هذا الصباح |
| Hiçbir şey olmamış gibi mi davranalım yani. | Open Subtitles | وليس هناك شيء للحديث عن، كما لو أن شيئا لم يحدث أي وقت مضى. |
| Hiçbir şey olmamış gibi mi davranalım yani. | Open Subtitles | وليس هناك شيء للحديث عن، كما لو أن شيئا لم يحدث أي وقت مضى. |
| Böyle bir şeyin olacağını biliyordum. | Open Subtitles | أنا كنت أعلم أن شيئا ما مثل هذا كان سيحدث |
| Bu kadar güzel bir şeyin tehlikeli olduğuna.... ..inanmak çok güç, O'Neill. | Open Subtitles | من الصعب أن أتخيل أن شيئا شديد الجمال قد يكون خطرا يا أونيل |
| Dinle oğlum, Benim sağlığımdan başka bir şeyin canını sıktığını anlamak için dahi olmaya gerek yok. | Open Subtitles | إسمع بني الأمر لا يحتاج عبقري ليدرك أن شيئا يضايقك ما عدا صحتي مؤخراً ما الأمر |
| Küçük bir şeyin böylesine çok acı verebileceğine inanmak çok güç. | Open Subtitles | من الصعب التصديق أن شيئا بهذا الصِّغَر يمكنه أن يسبب كل ذلك الألم |
| Bu yüzden, bu paradoksu önleyecek bir şeyin her zaman gerçekleşeceğini düşünüyorum. | Open Subtitles | لذا أعتقد أن شيئا ما سيحدث دائماً لمنع حدوث هذه المفارقة |
| Gabriela oradayken bunun gibi bir şeyin olacağını biliyordum ama o ayrılmazdı. | Open Subtitles | في المكان الذي كانت فيه، علمت أن شيئا مثل هذا سوف يحدث، لكنهالمتردالذهابمعي. |
| Boşluktan, bir ince vasıtasıyla Kuzey Carolina'ya bir şeyin geldiğini ve tüm o insanları yeryüzünden sildiğini düşünüyoruz. | Open Subtitles | ونحن نعتقد أن شيئا خرج من الفراغ من خلال بقعة في شمال كارولينا ومحا كل هؤلاء الناس |
| DJ'lik yıllarım boyunca bir şeyin insanı her zaman neşelendirdiğini öğrendim. | Open Subtitles | لقد تعلمت أن شيئا واحدا دائما يجلب الناس الفرح: |
| Daha sonra ona çok kötü bir şeyin olduğunu öğrendim. | Open Subtitles | وبعد ذلك اكتشفت أن شيئا فظيعا قد حدث لها. |
| Koridorda seni görmezden gelemem veya hiçbir şey olmamış gibi gülümseyemem. | Open Subtitles | لا يمكنني المرور بك في الردهة وابتسم كما لو أن شيئا لم يكن |
| ...orada hiçbir şey olmamış numarası yapamadın. | Open Subtitles | تستطع أن تدعي أن شيئا لم يحدث هناك |
| Ve hiçbir şey olmamış gibi yaşamaya devam etmek. | Open Subtitles | ومن ثم العيش كما لو أن شيئا لم يحدث. |
| Yani tamamen olaysız hiçbir şey olmamış anlamına gelir. | Open Subtitles | 'السبب، أعني... هادئ تماما يعني أن شيئا لم يحدث. |
| Travis okuluna geri dönecek ve hiç bir şey olmamış gibi hayatına devam edecek. | Open Subtitles | اذا يا (ترافيس) يجب أن تعود الى الكليه وتسير فى حياتك كما لو أن شيئا لم يحدث |