| Haberci'ye karşı tek şansımın bu olduğunu biliyordu. | Open Subtitles | علِم أن هذه هي الفرصة الوحيدة لي لأواجه المُرشد. |
| Böbreğini ona vermenin tek yolunun, bu olduğunu söyledi. | Open Subtitles | حسناً، لقد قال أن هذه هي الطريقة الوحيدة لتعطيها له. |
| Seni buraya getirmemin tek yolunun bu olduğunu söylediler. Anne, ben burada yaşıyorum. | Open Subtitles | أخبروني أن هذه هي الطريقة الوحيدة كي أجعلك تأتي إلى هنا |
| Bence, her şey insanların bunun bir ayrım noktası olduğunu anlaması ile başlıyor. | TED | ولكن أعتقدُ أنها تبدأ مع الناس الذين يدركون أن هذه هي نقطة التحول. |
| Bizim için hayal ettiğim yaşam bu mu sanıyorsun? | Open Subtitles | هل تظني أن هذه هي الحياة التي تصورتها لنا؟ |
| Böylece şu anda benim ilkelerim bunlar, ve eğer bunları beğenmezseniz, başkaları da var. | TED | إذا الان ..انا اشعر أن. هذه هي مبادئي . وان لم تعجبكم .. فلدي المزيد |
| Bu yüzden işimi bıraktım ve uğraşmam gereken konunun bu olduğuna karar verdim. | TED | لذا تركت عملي وقررت أن هذه هي القضية التي أريد معالجتها |
| Haritanın bu olduğundan emin misin? | Open Subtitles | هل أنت متأكد من أن هذه هي الخريطة ؟ |
| Uh, hâlâ uyuşturucu kaynağını bulamadık, ama sorununun bu olduğunu sanmıyorum. | Open Subtitles | لم نجد مصدر المخدرات بعد لكنني لا أعتقد أن هذه هي المشكلة |
| Ona ulaşmanın tek yolunun da, bu olduğunu biliyorsunuz. | Open Subtitles | وأنتِ تعرفين أن هذه هي الطريقة الوحيدة للحصول عليها |
| İletmek istediğin mesajın bu olduğunu sanmıyorum. | Open Subtitles | لست واثقاً أن هذه هي الرسالة التي تريدين إرسالها |
| Bölümünün bizim iki katı bütçe almasını açıklayamam ama vaziyetin bu olduğunu da inkar etmiyorum. | Open Subtitles | إنني أستطيع تفسير السبب الذي يجعل قسمك يحصل على ضعفي تمويلنا، ولكنني لا أنكر أن هذه هي القضية المعنية. |
| Babam için adaleti sağlamanın tek yolunun bu olduğunu söyledi. | Open Subtitles | لقد أخبرني أن هذه هي الوسيلة الوحيدة لتحقيق العدالة من اجل أبي. |
| Mümkün olan en iyi eğitimi aldığından emin olmak için tek yolun bu olduğunu düşünüyoruz. | Open Subtitles | نحن نعتقد أن هذه هي الطريقة الوحيدة لنتأكد من أنه يتلقى أفضل تعليم ممكن |
| Ta en başta planın bu olduğunu söyledim. | Open Subtitles | هيا من اللحظة الأولى،، قلتُ أن هذه هي الخطة |
| Ve bunun bu kadar önemli olmasının ve yaptığımız her şeyin bu kadar önemli olmasının nedeni bu fikirlere olan ihtiyacımız. | TED | و جزء من لماذا هذه الاشياء مهمة و كل الاشياء التي نفعلها مهمة غير أن هذه هي الأفكار التي نحتاج إليها. |
| İyi bir basın olmanın yolu bu mu emin değilim. | Open Subtitles | لا أظن أن هذه هي الطريقة المُثلى للحصول على سمعة طيبة في الصحافة |
| Tahminimce bunlar, insanların cevaplayacakları sorular. | TED | أعتقد أن هذه هي الأسئلة التي سوف يجيب عليها الناس. |
| Hayatımın sorumluluğunu üstlenme yolunun bu olduğuna karar verdim. | Open Subtitles | قررت أن هذه هي الطريقة لتحمل مسؤولية حياتي |
| - Kadının bu olduğundan emin misiniz? - Kesinlikle. | Open Subtitles | -هل أنت متأكدة أن هذه هي المرأة؟ |
| Bence Sarah bu işi bize bıraksın ve Bilgisayar'ı geri kazanma yolunda nasıl azimli olduğumuzu görsün. | Open Subtitles | أعتقد أن(سارة)عليها أن تدعنا نعاج هذا بأنفسنا نظراً لأننا قررنا أن هذه هي الطريقة الوحيدة التي سوف تجعلني أعيد تشغيل التداخل |