| Bu, kendimden çok daha büyük bir çeşit miras ya da enerjiyle bağ kurmak gibi. | TED | كما لو أني متصل مع إرث كبير .. او نوع ما من الطاقة اكبر بكثير مني |
| Bilirsiniz, ben eğitimin anlamlı bir miras bırakmak adına en önemli araç olduğuna inanırdım. | TED | اعتدت الإيمان بأن التعليم هو الوسيلة الأهم لترك إرث له معنى |
| Fakat birkaç milyon yıl sonra bile insanlığın mirası yaşamaya devam ederdi. | TED | لكن حتى بعد عدة ملايين من السنين، سيبقى إرث البشرية حاضرًا. |
| Kralın zengin mirası nesiller boyunca süregelmiş ve bugüne dek Mali tarihinin altın çağının simgesi olarak türbeler, kütüphaneler ve camiler ayakta kalmıştır. | TED | دام إرث الملك لعدة أجيال، وحتى هذا اليوم، توجد أضرحة ومساجد وجامعات تقف شاهدة على هذا العصر الذهبي في تاريخ مالي. |
| Bir hizmetçi öyle bir süse sahip oluyor? Aile yadigarı mı? | Open Subtitles | وكيف لخادمة أن تمتلك تلك القلادة ربما تكون إرث .. |
| Hayatınızın en kötü gününde eşinizin mirasını devam ettirme gücü buldunuz. | Open Subtitles | فيأسوأيومفيحياتكِ.. وجدتِ الشجاعة لمواصلة إرث زوجكِ. |
| Bu benim için inşa edilmiş bir miras ve bu benim paraya çevirdiğim bir miras. | TED | وهذا هو الإرث الذي تم بناؤه لي، وهو إرث أصرف على حسابه. |
| Plastik, petrol ve radyoaktivite korkunç şeyler, korkunç kalıntılar, ama çocuklarımıza bırakabileceğimiz en kötü miras ise yalanlardır. | TED | إذن يُمثّل كلّ من البلاستيك والنفط والنشاط الإشعاعي إرثا مُروّعا، ولكن أفظع إرث يُمكن أن نتركه لأطفالنا هو الأكاذيب. |
| Kızlar biten miras ve kuşak değerleri için bir araya geliyor. | TED | واتحاد الفتيات معًا لبناء شيء يدوم، إرث حقيقي يجب تمريره للأجيال القادمة. |
| Baban ölüp gidince, annemize bırakmış olduğu miras... | Open Subtitles | أي إرث تركه والدك لوالدتنا عندما توفي، طوال تلك السنوات الماضية؟ |
| De Beauvoir’ın mirası, onun iki üniversite öğrencisinin kendilerine yönelik cinsel istismar suçlamalarıyla | TED | لكن إرث دي بوفوار أصبح مثيرًا للجدل من خلال اتّهامات طالتها بالتحرش الجنسي لاثنين من طالباتها في الجامعة. |
| Ne zamandan beri Martin mirası senin için bu kadar önemli hale geldi | Open Subtitles | منذ متى أصبح إرث مارتن مهمَاً جدَاً بالنسبة لك؟ |
| Büyükannemin mirası üzerine dönen aile draması tamamen duyuldu ve şimdi annem bu akşama büyük bir yemek vermek istiyor ve bunu düzeltmek içinde basını davet etmek istiyor. | Open Subtitles | هناك أخبار عن الصراع العائلي علي إرث جدتي والان أمي تريد إقامة عشاء كبير للعائلة |
| Şu yatağa bak! Bu antikadır, aile yadigarı. | Open Subtitles | حسن، لكن انظر إلى هذا السرير إنه تحفة قديمة، إرث عائلي |
| Aile yadigarı olduğunu göz önünde bulundurursak, geri almak istemenize şaşmamalı. | Open Subtitles | حسناً ، بإعتبار أنّها إرث لا عجب أنّك أردتَ إستعادته |
| Çok özel, muhtemelen aile yadigarı. | Open Subtitles | اه، شخصي جدا، ربما يكون إرث 855 00: 35: 39,941 |
| Hayır. onun aile mirasını korumak konusundaki çaresizliğini kullanıp insanların onun intihar ettiğini düşüneceğini planladınız. | Open Subtitles | كلا، كنتَ تخطط لإستغلال يأسه على فقدان إرث عائلته، لجعل الناس تعتقد أنّه إنتحر |
| Skip, sen de babanın mirasını onu devre dışı bırakarak kurtarmaya çalışıyorsun. | Open Subtitles | من خلال تدمير الشركة. سكيب، أنت تحاول أن تنقذ إرث والدك بإبعاده عن الشركة. |
| Konuştuğumuz "Doc Johnson" aile mirasım. | Open Subtitles | "دوك جونسون" هو إرث عائلتي الذي نتحدث عنه. |
| Bu çan, İkinci Dünya Savaşının yadigarıdır. | Open Subtitles | الجرس إرث من الحرب العالمية الثانية. |
| Sayılara bağlı biri olduğumu söyleyebilirsiniz ama benim için bu kule bir mirastan fazlası. | Open Subtitles | الأن تستطيع أن تقول لي أنني رجل أرقام إذاً لي, هذا البرج أكثر من مجرد إرث |
| 2015'deki Tunus'un Nobel Barış Ödülü Arab Baharı'ndan ortaya çıkan tek demokrasi olmasıyla o gözüpek liderlik kararının mirasıdır. | TED | فوز تونس بجائزة نوبل للسلام في العام 2015 باعتبارها الديموقراطية الوحيدة التي انبثقت من الربيع العربي هو إرث لذلك القرار القيادي الجريء. |
| Moriarty'nin mirasından arta kalanları silip atabileceğinizi mi sanıyorsunuz? | Open Subtitles | هل تعتقد أنك يمكن أن لفة فقط حتى ما تبقى من إرث موريارتي على ذلك؟ |
| Amcamın mirasına el konularak şatonun satışına karar verildi. | Open Subtitles | الرسوم المفروضة على إرث عمي أجبرتنا على بيع القصر |
| Karavanımla dalga geçtiğinde aslında annemin mirasıyla dalga geçiyorsun Aidan. | Open Subtitles | أنت تعرف عندما سخرت من مقطورتي ايدان، كنت تسخر من إرث امي |
| Ve evet, bir sürü havalı oyuncakla gelen delice bir aile mirasın var, ama ve eğer artık vampir olduğun gerçeğini kabul etmezsen ölüp gideceksin. | Open Subtitles | وأجل، لديك إرث عائليّ جنونيّ يكتنف زمرة ألعاب رائعة، لكن... ما لم تعتنقي كونك مصّاصة دماء الآن، سينتهي بك المطاف للموت. |
| O zaman basit bir mirasla karşı karşıyayız. | Open Subtitles | جيد جدا. نحن نتعامل مع إرث مباشر. |
| Bunu biliyor muydun? Bizim aile yadigarımız olduğunu biliyorum sadece. | Open Subtitles | كل ما أعرفه أنه إرث لدى عائلتي. |
| Eski eşim aile yadigârı olan nişan yüzüğünü vermemi istedi. | Open Subtitles | زوجي السابق طلب إعادة خاتم الخطوبة وهو إرث عائلي |