| Dünyanın her yerinden beşyüzden fazla gönüllü 90 aileye yüzlerce fotoğrafı tamamen yenilenmiş ve rötuşlanmış olarak Geri vermemize yardım ettiler. | TED | أكثر من خمسمائة متطوع حول العالم ساعدوا في إرجاع المئات من الصور لـ90 أسرة، تمت إستعادتها وتنقيحها بالكامل. |
| Korkarım o parayı Geri istiyoruz. - Ama bende değil ki. | Open Subtitles | أخشى أننا نريد إستعادتها ولكنها ليست لدى |
| Onu Geri kazanmak için onun tüm dünyasını karartmaktan korkuyorum. | Open Subtitles | أخشي أني لربما أحطم عالمها كله في سبيل إستعادتها |
| Eğer onu Geri istiyorsan, Soğuk davranmak zorundasın. | Open Subtitles | إذهب للتسوق أو خذ حماما ً منعشا ً إذا أردت إستعادتها يجب أن تتصرف بلا مبالاة |
| Bunu diyemezsem, ne olacak? Bazı şeyleri Geri getiremezsin, ne kadar üzgün olduğunun önemi yoktur, değil mi? | Open Subtitles | هناك أشياء لا تستطيعين إستعادتها , لا يهم كم أنت أسفة |
| Geri istiyorum. Onun için çalışmam gerekti. | Open Subtitles | أحتاج إلى إستعادتها لقد عملت من أجل الحصول عليها |
| Onu Geri istiyorum. Geri alabileceğimi biliyorum. | Open Subtitles | أريد أن أستعيدها أعرف أنّني يمكنني إستعادتها |
| onu gerçekten Geri istiyorum. | Open Subtitles | أَتمنّى لَستُ. أَعْني، أنا حقاً أُريدُ إستعادتها. |
| Sevdiğim birini kaybettim ve onu Geri istiyorum. | Open Subtitles | فَقدتُ شخص ما أَحبُّ، وأنا أُريدُ إستعادتها. |
| Ve bunlar bir zamanlar senin olduğuna göre, Geri istersin diye düşündüm. | Open Subtitles | ومنذ أن كانت تلك الأشياء تخصكِ إعتقدت أنك ربما تريدي إستعادتها |
| - Onu Geri istiyorum, hepsi bu. | Open Subtitles | فقط أريد إستعادتها , هذا ما بالأمر بدون خدش |
| Yani, halı benim bir parçam. Geri istiyorum. | Open Subtitles | و هذا يجعل السجادة جزء مني أريد إستعادتها |
| Birilerine zarar vermeden onu Geri getirsek çok iyi olacak. | Open Subtitles | حسناً، علينا إستعادتها قبل أن تؤذي أحدٌ ما. |
| Geri dönmesini istemiyorum ki. Ya da önünü dönmesini. Sadece hayatıma devam etmek istiyorum. | Open Subtitles | انا لا اريد إستعادتها ، هي أو مقدمتها انا فقط أريد المضي قدماً بحياتي |
| Özellikle bir parça var ki uzun zamandır Geri almaya çalışıyoruz. | Open Subtitles | هناك قطعة فنية واحدة بشكل خاص التي كنا نحاول إستعادتها منذو زمن |
| Defolup gitmesini söyledim onu Geri istemiyorum, için rahat olsun. | Open Subtitles | أنا لا أود إستعادتها يمكنك أن تتيقن من هذا |
| Ben de Geri gelmesini en az senin kadar istemiyorum ama ona ihtiyacım olduğu bir gerçek. | Open Subtitles | انا أكثر رغبة منكِ بعد إستعادتها لكنِّي بحاجة لهـا أحتاج لما برأسهـا |
| Geri vermiyoruz, çünkü onu zaten daha alamadık ki. | Open Subtitles | ليس بإمكاننا إستعادتها لإننا لم نملكها بعد |
| - 5 dakika mı? Şimdiden hayatımda asla Geri alamayacağım saatleri çaldın zaten. | Open Subtitles | لقد قمت مسبقاً بإضاعة ساعات من عمري التي لايمكنني إستعادتها |
| Sun'u verdiğiniz an Geri alabilirsiniz. | Open Subtitles | يمكنكم إستعادتها بمجرد ذهاب صن بعيدا عن هنا |