| Şurada, izin ver. Bela çocuklar, sadece bela. | Open Subtitles | هُنا ، إسمحي لي ، أولاد فظيعين فقط فظيعين |
| Aynı tarzda kendimi eğlendirmeme izin ver. | Open Subtitles | على الأقل إسمحي لي بتسلية نفسي قليلاً بنفس الأسلوب |
| Annemi babamı son bir kez görmeme izin ver. | Open Subtitles | من فضلك إسمحي لي ان ارى أمي وأبي مرة أخرى واحدة فقط |
| İzin verin size eşlik edeyim, Matmazel. | Open Subtitles | إسمحي لي بمرافقتكِ للأسفل آنستي. شكرا لك. |
| Evimin erkeğiyim. Şimdi izninle. | Open Subtitles | أنا الرجل المسيطر في المنزل، إسمحي لي |
| Bırak da içimdekileri dökeyim. | Open Subtitles | إسمحي لي بالتعبير عن مشاعري , دعيني أعيد صياغة الكلام. |
| Pardon, şuan bir görüşme-... | Open Subtitles | إسمحي لي نحن في وسط.. |
| İzninizle sigaranızı yakayım. Tutar mısınız efendim? | Open Subtitles | إسمحي لي أن أشعل سيجارتك لك، أمسك هذا عنّي سيّدي |
| Affedersiniz Matmazel, sizinle daha önce karşılaştık, değil mi? | Open Subtitles | إسمحي لي .. آنسه لكن ألم نلتقي من قبل ؟ |
| Abimin haberi olmadan, birkaç gece burada kalmama izin ver. | Open Subtitles | بإختصار، إسمحي لي أن أمكث هنا لعدة أيام. بدون علم أخي. |
| Sadece bana izin ver. Bana fırsat ver, bu fırsatı. | Open Subtitles | إسمحي لي بذلك وحسب أعطنِي فرصة، هذه الفرصة |
| Sana bir bira daha alıp neden yanıldığını anlatmama izin ver. | Open Subtitles | حسنا، إسمحي لي بأن أشتري لكي مشروبا اخر ولأخبرك لماذا أنتي على خطأ |
| Bak, biliyorum tuhaf geliyor ama bunu sana vermeme izin ver, senin için bir şey ifade ediyor mu bak. | Open Subtitles | إسمعي، أعلم أنه يبدو غريبا لكن إسمحي لي أن أعطيك هذا .أترين، إن كان يعني أي شيئ لكِ |
| İzin ver adamlarımı toplayıp oraya ineyim, ve kaçmaya çalışan insanları öldürülmeden önce geri göndereyim. | Open Subtitles | إسمحي لي وفريق من فتياني بالذهاب إلى هُناك وإعادة الناس الذي يُحاولون الهُروب قبل أن يُقتلو. |
| İkimizden de nefret etmekte haklısın ama hiç olmazsa açıklamama izin ver. | Open Subtitles | لديك كل الحق لتكرهينا سوياً ولكن إسمحي لي أن أشرح ... |
| Lütfen, fazla kalamam. İzin verin sizinle yanlız konuşayım. | Open Subtitles | رجاءاً لا أستطيع البقاء لمدة طويلة إسمحي لي بالتحدث معكِ |
| Lütfen yatağınıza götürmeme izin verin. | Open Subtitles | من فضلكِ، إسمحي لي بأن آخذكِ إلى سريركِ |
| Onunla konuşmama izin verin. Bunu üzerime alacağım. | Open Subtitles | إسمحي لي بالحديث معه سأقوم بأخذ هذا على عاتقي |
| - Paige, açıklayabilirim. - İzninle. | Open Subtitles | بايج ) أنا أستطيع تفسير هذا ) - إسمحي لي - |
| Zaten bizi bu karmaşanın içine atan kişi benim o yüzden Bırak yardım edeyim? | Open Subtitles | سأتولى أمر هذه الفوضى التي نحن بها في المقام الأول، لذا إسمحي لي فقط بالتعامل مع هذا، حسنا ؟ |
| - Gireyim. Yemekler beni öldürecek. - Pardon. | Open Subtitles | - تعالي، إسمحي لي بالدخول. l معي طعام . |
| O zaman, Bayan Luthor, izninizle İki yüzlülüğünüz başlamadan ayrılacağım.. | Open Subtitles | إذن سيدة (لوثر) إسمحي لي بالمغادة قبل بدء هذا النفاق |
| Affedersiniz, kendimi tanıtmadım. Marqauiez Selamenka. | Open Subtitles | رجاء إسمحي لي بتقديم نفسي (ماركو أنطونيو سالامانكا) |
| Ve şimdi eğer bana izin verirsen, tekwando için geç kaldım. | Open Subtitles | و الآن إسمحي لي فقد تأخرت على تدريب التايكوندو |