| Yaraları hafif ama şu anda kazanın yarattığı travmayı atlatamıyor. | Open Subtitles | إصاباته بسيطة، ولكنه الآن لا يستطيع التعامل مع صدمة الحطام |
| Yaraları iyileşir iyileşmez, doğuştan yetenekli bu insanları geçecek. | Open Subtitles | وطالما أن إصاباته ستتحسن سيفاجيء هؤلاء الذين لديهم موهبة بالفطرة |
| Yaraları öyle kötüydü ki, tekrar birleştirmeden canlı çıkamadı. | Open Subtitles | لقد كانت إصاباته جسيمة لدرجة أنه لم ينجو من إعادة الاندماج |
| Kesinlikle boynu kırıldığında ölmüş ama yaralarının geri kalanının ölüm sonrası olduğunu düşünmeye başladım galiba kaza gibi gösterilmek istenmiş. | Open Subtitles | بلا ريب مات عندما كسر عنقه لكني أعتقد أن بقية إصاباته مفتعلة لكي يبدوا موته كحادث |
| Ancak İngiliz büyükelçisi yaralarının İngiltere'de iyileşmesi için yalvarmış. | Open Subtitles | وتوسل السفير البريطاني من أجل السماح له بالتعافي من إصاباته في انكلترا |
| Söylentilere göre, Başkan'ın, başarısızlıkla sonuçlanan suikastte aldığı yaralar iyileşmiş ve kısa bir süre sonra demeç vermesi bekleniyor... | Open Subtitles | وقد تعافى الرئيس بشكل غير مباشر من إصاباته التى عانى منها نتيجة محاولة إغتياله والمتوقع أن يُلقى كلمة قريباً |
| Yaralarını değerlendirip onu stabilize etmeye çalışmaları gerekiyor. | Open Subtitles | يحتاجون لتقييم إصاباته ويعملون على إستقرار الحالة |
| Hastanın röntgen sonuçlarına baktım ve fark ettim ki yaralanmaları hikayesi ile birbirini tutmuyordu. | Open Subtitles | و ألقينا نظرة على فحص الأشعة فتبين أن إصاباته لا تتوافق مع روايته |
| Hastanede fiziksel Yaraları tedavi edildi. | Open Subtitles | حينما أدخل المشفى عولج من إصاباته الجسدية |
| Hâlen ameliyathanede. Yaraları oldukça ciddi. | Open Subtitles | لا زال في غرفة العمليات، ولكن إصاباته خطيرة |
| Yaraları ve ölüm zamanı buradakilerle uyuşuyor. Adam pilotmuş. | Open Subtitles | مات في شقته في بروكلين إصاباته ووقت الوفاة متوافقة مع الرجال هنا ، و لقد كان طياراً |
| Yaraları son birkaç gün veya haftalarda aldığı darbelerle tutarlı. | Open Subtitles | حسنا,هذا يبدو منطقى إصاباته تتسق بضربات متعدده خلال الأيام أو الأسابيع الماضيه |
| Steven Walker'ın cesedi bir yıl önce şehrin dışındaki ormanlık bir arazide bulunmuş, ve Yaraları diğer oğlanlarla eşleşiyor. | Open Subtitles | جثة ستيفن والكر عُثر عليها بعد عام في منطقة مشجرة خارج المدينة و كانت إصاباته متوافقة كالصبيين الاخريين |
| Sanırım Yaraları da kazadan kaynaklanıyor, değil mi? | Open Subtitles | افترض ان إصاباته نتجت عن تصادم السيارة , صحيح ؟ |
| Tek umurunda olan oydu. yaralarının daha kötü olduğunu görebiliyordum. | Open Subtitles | لأنني رأيت أن إصاباته أكثر خطورة. |
| yaralarının daha kötü olduğunu görebiliyordum. | Open Subtitles | لأنني رأيت أن إصاباته أكثر خطورة. |
| Spector'a ne olacak ya da yaralarının iyileşmesi ne kadar sürecek bilmiyorum. | Open Subtitles | لا أعلم ما سيحدث مع "سبيكتور"، أو كم من الوقت سيحتاج كي يتعافي من إصاباته |
| yaralarının derecesine göre erken taburcu edilmiş. | Open Subtitles | لقد أخرجوه سريعاً نظراً لحجم إصاباته. |
| Çoğunlukla yüzeysel yaralar. EMT daha kötülerini yaşadığını söyledi. | Open Subtitles | إصاباته خارجية بالأغلب قال جراح الطوارىء إنه رأى حالات أسوأ |
| Teknenin yol açtığı yaralar öldükten sonra olmuş gibi görünüyor. | Open Subtitles | إصاباته من القارب يظهر بأنها بعد الوفاة |
| Yine de ameliyathaneye gidip Yaralarını tedavi edecek kadar zamanımız olmayabilir. | Open Subtitles | هذا لن يمنحنا المزيد من الوقت كي نذهب به لغرفة الجراحة ونعالج إصاباته |
| En kötü yaralanmaları radyasyon yanıklarıymış. | Open Subtitles | الحروق التي بسبب الاشعاع هي أسوأ إصاباته |